Thompson Rivers University, Faculty of Law

KP
© Ed White Photographics


Thompson Rivers Üniversitesi’nin kimliğini vurgulayan doğal çevre, son 30 yıl içinde Kanada'daki ilk yeni hukuk fakültesi tasarımının ilham kaynağı olmuş. Diamond Schmitt Architects tarafından tasarlanan yapıda yerli halk tarafından kutsal olarak bilinen çevredeki dağlardan esinlenilerek, dalga görünümlü bir çatı hattı ile çevre - yapı bağlantısı kurulmuş. Bunun yanında çatının eğimi, yeni katların doğu ve batı kanatlarıyla mevcut çatı bloğunu birleştirmiş.

The natural surroundings and First Nations heritage that inform TRU’s identity inspired the design for the first new law school in Canada in 30 years. Designed by Diamond Schmitt Architects; taking a cue from the surrounding mountains held sacred by indigenous peoples, an undulating roofline makes a bold connection with the terroir. The curvature of the roof also serves to unify the east and west wings of the new floors with the existing penthouse block.

© Ed White Photographics

Renovasyonla yeniden hayat bulan yapı, uzunluğu boyunca değişen dinamik hacimleriyle hem işlevsel hem de mekânsal olarak ilgi çekici öğrenim alanları sunmuş. Merkezi avlu, güneydeki çift yükseklikli öğrenim alanları ve hukuk kütüphanesiyle kuzeydeki ofisleri barındıran iki kanadı birbirine bağlamış. Hem avlu hem de okuma odası, heykelin sarmal bir merdivenle tamamlanmış en aydınlık ve en yüksek noktasında boylu boyunca uzanan ahşap astarlı tavanın dramatik görüntüsüne ev sahipliği yapmış.

This redefined building creates functional and spatially engaging teaching spaces with dynamic volumes that shift across its length. A central atrium connects the two wings lined with double-height teaching spaces on the south and the law library and offices to the north. Both the atrium and adjacent reading room share a dramatic view of the sweeping wood-lined ceiling at its highest point in light-filled space complemented by a sculptural spiral staircase.


Edward Schmitt Architects

Projenin ayırt edici profili, ekonomik bir inşaat ve proje yürütme sürecinin sonucunda ortaya çıkmış. 125 mm genişliğindeki ince çelik kolonlar, 12 metrelik açıklıklarda ve 50 cm derinliğiyle, tamamen ahşap, prefabrike döşeme sistemini desteklemiş. Bu inovasyon; prefabrikasyon, montaj hızı yüksek ve yüksek performanslı, sürdürülebilir bir tasarım çözümüne katkıda bulunmuş.

The distinctive profile of the addition is achieved by means both economical to build and operate. Slender 125 mm-wide steel columns support an all-wood, prefabricated decking in 12-metre spans and slim 50 cm depth. As a result of this innovation, prefabrication, the speed of assembly and a high-performance envelope contribute to a highly sustainable design solution. 


© Ed White Photographics

Doğal ışığa erişimin ve alt katlardaki görünümün korunması, mevcut ayak izi üzerine inşa edilerek elde edilmiş. Büyük Thompson Nehri Vadisi’ndeki manzaranın sunduğu doğal ışığın iç mekâna nüfuzu maksimize edilmiş. First Nations yasası baz alınarak tasarlanan üniversitede, yerli kültürle tasarım aracılığıyla güçlü bir bağlantı kurmaya çalışılmış ve kurumun enerjisini dışa vurmak için cesur bir kimlik yaratılmış.

Preserving access to natural light and views on the lower floors is achieved by building upon the existing footprint. Penetration of natural light is maximized as are the views across the wide Thompson River valley. With a special focus on First Nations law, the university sought to establish a strong connection through design with indigenous culture as well create a bold identity to express the energy of this institution.