Engelsiz Yaşam için Engelsiz Yaşam Alanları Tasarlamak üzerine...

KP
“Standartları oturmuş, uygulamada imalatı ve denetimi düzgün işleyen bir ülke, model yok. Gelişmiş ülkelerde yasalar daha gelişkin ama standartlar yerel olan kurallara uyumlandığından değişkenlik göstermekte. Örneğin; Amerika’da ölçüler daha “geniş”, Pasifik’te ölçüler küçülüyor. Değişkenliğin diğer sebepleri de gelişmişlik düzeyi, olanaklar, teknoloji, sosyal algı vb. Bu yüzden yasal mevzuat yerel olanla buluşarak bir metne dökülse bile, esas konu uygulama ve denetim. Bu konu tüm dünya ülkeleri için bir sorun. Bu bağlamda, evrensel minimumlar saptanmalı, hayatı kolaylaştıran çözümlere gidilmeli prensip olarak.”
Mehpare EVRENOL

Dünya üzerinde yaklaşık 600 milyon engelli yaşadığı biliniyor. Ülkemizde ise bu sayı 9 milyonun üzerinde. Birey olarak herkesin eşit haklara sahip olduğunu biliyoruz; ancak burada bir eşitsizlik söz konusu. Engelli bireylerin yanı sıra geçici hastalıklar/sakatlıklar yaşayanlar, hamileler ve yaşlılar da hareket kapasitesi bakımından birtakım kısıtlar yaşayabiliyor. Sizce bu bireylerin daha rahat erişim sağlamaları için neler yapmak gerekir?
 
Yapılması gerekenler:
Anayasal düzenlemeler yapılmalı, konu yaşam hakkı çerçevesinde ele alınmalı.
Mesele sadece engelli hakları değil. Kaliteli yaşam hakkı olarak konu “erişilebilirlik” üzerinden somutlaştırılmalı. Mekânda, kentte ve ülkede erişilebilir olmak!
Keyfilik olmamalı. Standartlar tüm yönetmeliklerde değişkenlik göstermemeli, yoruma açık bırakılmamalı. Örneğin; İstanbul imar yönetmeliğinde engelli rampa eğimi iken evrensel standartlarda kabul gören eğim yüzdesi 10 metreye kadar %8, 10 metreden sonra %6. Yasal düzenleme, anayasada birçok güncelleme iyileştirme olmasına karşın, standartlardaki farklılıklar denetim mekanizmasını da işlemez hale getiriyor.
Engelli bireyler taleplerini elde etmedeki hukuksal mücadeleye ilişkin hakları konusunda bilinçlendirilmeli. STK’ların temsiliyetleri yok.
 
Kentsel ve mimari ölçekte iki önemli aşama var:
Mevcut çevrenin ve yapıların erişilebilir niteliğe kavuşması.
Yeni yapılan çevre ve binaların erişilebilir standartlar çerçevesinde inşa edilmeleri.
 
Kentsel dönüşüm bir fırsat. Bu süreç doğru yönetilmeli; hem kentsel ölçekte hem de bina ölçeğinde. Yatırımcılar teşvik edilmeli. Maliyetler konusunda bilgi eksikliği var. İnşa öncesi proje aşamasında doğru kararlar sonradan düzenleme yapmaktan daha az maliyetli. Yatırımcı belirli bir maliyeti göze alarak engelsiz erişimi sağlayan gerekleri yerine getirse de standartların oluşmamış olması, bilgi eksikliği ve detayda inceliklerin atlanmış olması gibi temel sorunlar yaşanıyor. Örneğin; tercihen 90 cm ama minimum 85 cm temiz açıklığa sahip kapı genişliği uygulamasında, 1 cm’den bir şey olmaz mantığı işletiliyor.
 
Siz tasarımlarınızda hareket engeli yaşayan bireyleri nasıl dikkate alıyorsunuz?
 
Çok aktörlü bir yapıya sahip olan inşaat sektöründe mimarlar olarak üzerimize düşeni yapmalıyız. Her projemizde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde gerekli önlemleri alıyoruz ve yatırımcıları bu yönde dikkatle uyarıyoruz. Gönlümüzden çok daha fazlasını yapmak geçiyor elbette ama yatırımcı ve kullanıcı arasındaki ilişkiyi mimar olarak kurmak oldukça güç. 
 
3 Aralık Dünya Engelliler Günü sizin için ne ifade ediyor, sizce böyle günler toplumda bir farkındalık yaratmayı sağlıyor mu?
 
Elbette belirli günlerde konuların önemlerinin “trend” olarak bahsedilmesi bir adımdır. Ama tek günle sınırlı kalmak çok çok yetersiz farkındalık yaratmak için. Ciddi anlamda bu işin topluma yaygın bir şekilde anlatılmasının yöntemleri geliştirilmeli; aylara, yıllara yayılan bir PR kampanyasının hazırlanması gerekiyor.

Engelli bireyler ağırlıklı olarak sosyal hayata çıkmaktan kaçınıyor; çünkü onları sokaklarda türlü zorluklar bekliyor. Evlere kendilerini hapseden engelli bireyler toplum tarafından “engel” denen şeyin daha az görünür olmasına neden oluyor, bu da onların olmadığı izlenimi yaratabiliyor ya da engelli bireylerin de var olduğu bilgisi akıllardan çıkıyor. Sizce toplumda görünür olmak, onların önüne konan engellerin, “sağlıklı” olduğunu düşünen bireylerce fark edilmesini sağlar mı?
 
Erişilebilirlik, engelli bireylerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına tam ve etkin katılımını sağlamak ve engelli bireylerin, engelli olmayan bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemlerine dahil olacak şekilde hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere, “evrensel tasarım” ilkesiyle erişiminin sağlanmasıdır. Erişilebilirlik sadece engelli bireyleri ilgilendiren bir husus değil. Örneğin; pusetli ebeveynleri, geçici sakatlık yaşayan bireyleri, hamileleri, 0–5 yaş arası çocukları, 65 yaş üstü bireyleri de kapsar.
Bu bağlamda daha çok sokakta olunmalı… Her birey erişilebilir bir kentsel çevreye muhtaçtır. Farkındalığı artırmak adına dışarıda olmayı elbette doğru buluyorum. Sorunlarımızı “evlerimize” kapanarak ve kapatarak çözemeyiz.
 
Yalnızca engelli bireyler değil, hareket sınırı olan tüm bireyler ile engelli adayı olan bizlerin empati kurmamızın yolu nereden geçer? Nasıl daha hassas, daha farkında bireyler oluruz?
 
Erişilebilirlik, BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nde (BM-EHS) genel bir ilke olarak düzenlenmiştir. Beri yandan “Bu bir hak mıdır, devletlerin bir yükümlülüğü müdür; hangi içerik ve kapsamda değerlendirilecektir; kuramsal sınırları nasıl çizilecektir; evrensel ya da bölgesel standartların somut uygulanma durumları nasıl olacaktır?” gibi sorular üzerinde tartışma ve çalışmalar süregitmektedir!
 
Dünyadaki durum şöyle:
Standartları oturmuş, uygulamada imalatı ve denetimi düzgün işleyen bir ülke, model yok. Gelişmiş ülkelerde yasalar daha gelişkin ama standartlar yerel olan kurallara uyumlandığından değişkenlik göstermekte. Örneğin; Amerika’da ölçüler daha “geniş”, Pasifik’te ölçüler küçülüyor. Değişkenliğin diğer sebepleri de gelişmişlik düzeyi, olanaklar, teknoloji, sosyal algı vb. Bu yüzden yasal mevzuat yerel olanla buluşarak bir metne dökülse bile, esas konu uygulama ve denetim. Bu konu tüm dünya ülkeleri için bir sorun. Bu bağlamda, evrensel minimumlar saptanmalı, hayatı kolaylaştıran çözümlere gidilmeli prensip olarak.
 
Türkiye’de yasalardaki tüm düzenlemelere karşın uygulamada yetersizlikler göze çarpmakta. Engelli bireylerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen temel etmenler, yetersiz politikalar ve standartlar, olumsuz tutumlar, yeterli hizmet sağlanmaması, etkin finansman eksikliği, erişilebilirliğin yetersizliği, engelli bireylerin yaşamlarını doğrudan etkileyen konularda karar alma süreçlerine dahil edilmemeleri, engellilik hakkında sağlam ve karşılaştırılabilir verilerin ve uygulanan programlara ilişkin bulguların yetersizliği olarak belirtilmektedir. Bu nedenlerle, engelli birçok kişi sağlık hizmetlerine, eğitime ve istihdam olanaklarına engelsiz bireylerle eşit şekilde erişememekte ve yaşamın birçok alanında dışlanmaktadır. 

-

"There is neither a country, a model that has controlled standards; nor production and supervision functioning properly. In developed countries, laws are more developed, but the standards vary in order to align with local rules. For example, measures in America are "broad", yet the measures in the Pacific are decreasing. Other causes of variability include the level of development, opportunities, technology, social perception, and so on. So, even if the legal and the local legislation is poured out of a context by combination, the main issue is implementation and supervision. This is a problem faced by all of the countries of the world. In that context, universal minimums should be determined, as a principle to facilitate solutions for society."
Mehpare EVRENOL
 
It is known that around 600 million people with disabilities live in the world. In Turkey, this is over 9 million. We know that everyone as an individual has equal rights, but there is an inequality here. People with disabilities, as well as the people who are struggling with temporary illnesses/disabilities, pregnant women and elderly people, may experience some limitations in terms of mobility. Would you tell us your opinions about providing these individuals an accessible life?
 
The solutions:
Constitutional arrangements must be regulated by considering “a right to life”.
It's not just people with disabilities. The right to a quality of life must be embodied in the context of "accessibility". To be accessible in different places, in the city, and in the country!
It should not be arbitrary. The standards should not vary in all regulations, should not be open to interpretation. For example; In Istanbul zoning regulations, the inclination of the disabled ramp is 10%, while the percentage of inclination accepted in universal standards is 8% up to 10 meters, 6% after 10 meters. Legal regulation, although there are many updated improvements in the constitution, variations in standards make the control mechanism ineffective.
People with disabilities should be aware of their rights regarding the legal struggle to obtain their demands. Non-profit organizations do not have any representations.
 
There are two crucial phases of the urban and architectural scale:
Accessibility of the existing environment and structures.
Newly built environments and buildings should be built by considering accessible standards.
 
Urban transformation is an opportunity. This process must be properly managed; by considering both the urban scale and the building scale. Investors should be encouraged. There is a lack of information about costs. The right decisions at the project phase before construction are less costly than reconstructing afterward. While the investor carries out the requirements for accessibility by affording a specific cost, there are fundamental problems such as lack of standards, lack of information and discarding some details. For example; the scale for a door is preferably 90 cm, with a minimum clearance of 85 cm, but the width is disregarded if there is only 1 cm gap left.
 
How do you consider the individuals with disabilities in the designing process?
 
In the construction sector, as conscious architects, we have to take in charge of that issue. We consider necessary precautions in the framework laws and regulations in every project, and we warn investors about being cautious. Of course, we are trying to do our best, however; as an architect, it is difficult to establish the relationship between the investor and the user.
 
What are your opinions about 3rd of December, the International Day of Persons with Disabilities? Do you think such days help to raise awareness in society?
 
Of course, it is a step to mention about the importance of subjects as a "movement". But being active during a specific day to raise awareness is an inadequate action. The methods of describing the issue in such a manner that affects the whole society should be considered. There is a necessity to prepare a PR campaign to be continued over the years.

Disabled individuals are mostly avoiding their social life because there are many difficulties on the streets for them. Disabled individuals who imprisoned themselves in their places to be less visible to society is a reason for these "barriers", thus creating the impression that these issues do not exist. Do you think that disabled individuals being active in society will help raise awareness?

 
Accessibility refers to the ability to enable disabled people to live independently and effectively participate in all areas of life and to ensure that disabled people have the accessibility of other facilities and services that are open to the public both in rural and urban areas; also to the transportation, information and communication technologies and systems equally by considering the universal design principle. Accessibility is not just about the people with disabilities. For instance; pushchair users, individuals with temporary disabilities, pregnant women, children between the ages of 0 and 5, and individuals over the age of 65. In that sense, yes, they should be on the streets. Every individual needs an accessible urban environment. I absolutely think that having an active social life helps to raise awareness. We can not solve our problems through “becoming a recluse” nor by imprisoning people on their homes.
 
How can be more conscious of the individuals with disabilities, also as individuals who live with the possibility of becoming disabled persons at any time of our lives? How can we become more sensitive and aware individuals about that?
 
Accessibility is regulated as a general principle of the United Nations Convention on the Rights of Persons with Disabilities. On the one hand, there is so many discussions about if this is a right if it is an obligation for the nations; how this issue should be evaluated; how to designate such theoretical boundaries; how the universal or regional standards will be applied etc.
 
The current situation in the world is;
There is neither a country, a model that has controlled standards; nor production and supervision functioning properly. In developed countries, laws are more developed, but the standards vary in order to align with local rules. For example, measures in America are "broad", yet the measures in the Pacific are decreasing. Other causes of variability include the level of development, opportunities, technology, social perception, and so on. So, even if the legal and the local legislation is poured out of a context by combination, the main issue is implementation and supervision. This is a problem faced by all of the countries of the world. In that context, universal minimums should be determined, as a principle to facilitate solutions for society.
 
Despite all the legal regulations in Turkey, the deficiencies in practice are obvious. The main factors affecting the quality of life of disabled people in the negative direction are; insufficient policies and standards, negative attitudes, insufficient service provision, lack of effective financing, inadequacy of accessibility, to be included in decision-making processes on issues that directly affect the lives of persons with disabilities, the lack of information on robust and comparable data on disability and on the programs implemented. For these reasons, unfortunately, many people with disabilities are still excluding in many areas of life such as; health care, access to education and employment opportunities etc.