Saffet Kaya BEKİROĞLU

KP45
KP
Tasarım ve mimarlık; bir ihtiyacın, çözülecek bir sorunun ve belirli bir kullanıcısının olması bakımından sanattan farklıdır. Mimarlık kesinlikle tek başına icra edilen bir şey değildir. Bir takım çalışması ve iş birliği yapmak için bir yapılanma gerektirir.

Bazen ortada bir ihtiyaç yoktur ve siz onu keşfetmek durumundasınızdır. Veya bir tasarımcı/mimar olarak sizden istenileni vermek yerine, müşteri tarafından hiç düşünülmemiş yenilikçi alternatif çözümleri önerebilmelisiniz.
 
Heydar Aliyev Centre © Hufton+Crow

1- Sayın Saffet Kaya Bekiroğlu, bize eğitiminizden ve bugüne kadarki kariyerinizden bahseder misiniz?

Mimarlık diplomamı İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla’dan aldım. Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles’ta “Mimaride İleri Tasarım” konusundaki master çalışması öncesinde ve master süresince RTKL ve Morphosis Mimarlık’ta staj yaptım. Master derecemi aldıktan sonra 6 yıl Frank O. Gehry ve Ortakları’nda çalıştım. Zor fakat çok aydınlatıcı bir deneyimdi. Bilbao Guggenheim Müzesi tamamlanmak üzereyken Gehry’nin ofisine katıldım, ofiste yenilikçi teknikler ve malzemelere ilişkin çok fazla bilgi vardı. Gehry’nin ofisinden ayrıldıktan sonra Londra’ya taşındım ve Zaha Hadid Mimarlık’ta çalışmaya başladım. Burada 2012 Olimpiyat Oyunları için London Aquatics Centre, İstanbul Kartal Pendik masterplan’ı, Lefkoşa Elefteria Meydanı’nın yenilenmesi ve 2013’te tamamlanan Azerbaycan Bakü’deki Haydar Aliyev Merkezi gibi birçok yarışma kazanan projelerin de içinde bulunduğu geniş ölçekteki uluslararası tasarımlarda proje tasarımcısı ve mimar olarak çalışıyorum. Aynı zamanda aralarında Aqua Table’ın da bulunduğu birçok mobilya ve ürün parçalarını tasarladım.

2- Projelere yaklaşımınız, tasarım felsefeniz ve tasarım sürecinizden bahseder misiniz?

Tasarım, yaşam standartlarını ve esenliği yükselten yapay, insan ürünü bir çevre veya üründür. Mimarlığın insan yaşamını iyileştiren canlandırıcı bir güç olduğuna inanıyorum.

Tasarım ve mimarlık; bir ihtiyacın, çözülecek bir sorunun ve belirli bir kullanıcısının olması bakımından sanattan farklıdır. Mimarlık kesinlikle tek başına icra edilen bir şey değildir. Bir takım çalışması ve iş birliği yapmak için bir yapılanma gerektirir. Bazen ortada bir ihtiyaç yoktur ve siz onu keşfetmek durumundasınızdır. Veya bir tasarımcı / mimar olarak sizden istenileni vermek yerine, müşteri tarafından hiç düşünülmemiş yenilikçi alternatif çözümleri önerebilmelisiniz.

Çoklu ortamda çalışmayı, o anda hangisinin en etkin ve verimli olduğuna bağlı olarak hem elle hem de bilgisayarla çizim yapmayı seviyorum. Mimari üç boyutlu olduğundan, tasarımı çevresiyle birlikte gözünüzde canlandırabilmek için bir 3D fiziksel model (maket) yapmak daima çok önemlidir. Tasarım süreci boyunca daima yapıyı göz düzeyinde değişik ölçeklerde canlandırmayı denerim.

Fikirlerin işe yarayıp yaramadığını 2D ve 3D testlerde sürekli çizerek anlamanın yanı sıra baştan itibaren diğer danışmanlarla eşgüdümlü olmak; bütün mühendis ve üreticilerle birlikte çalışmak tüm disiplinlerin birbirini tamamlamasını sağlamak açısından önemlidir. Fakat yine de tamamlanmış bir yapı için en önemli olan sonuçta kullanıcıların düşüncelerinin ne olacağıdır.
 
Heydar Aliyev Centre © Hufton+Crow
 
3- Sizce başarılı mimari projelerin olmazsa olmazları nelerdir?
 
  • Doğal ışığın maksimum düzeyde kullanımı - canlandırıcı ve aynı zamanda enerji verimli.
  • Mimari ve kentsel eşik arasındaki ilişkiye duyarlı olmak.
  • Mimarinin çevresiyle bir ilişki kurması ve arazinin yakın çevresini de etkinleştirmek üzere işlenmesi konusuyla da çok ilgileniyorum.
  • Mimari uzun bir ömre sahiptir ve uzun süre yaşayacak bir tasarım yapmanın göz önünde tutulması gerekir. Ayrıca malzemelerin dayanıklılığının yanı sıra, tasarımın, mimari düzenlemelerin sürdürülebilir uzun ömürlü kullanımı da çok önemli.
4- Mimarlığın yanı sıra aynı zamanda bazı mobilya tasarımları da yapıyorsunuz. Sizce endüstriyel tasarım pratiği ile mimari tasarım pratiği arasında ne tür bir ilişki var? Birbirlerini nasıl etkiliyorlar?

Mimariye gömülü ankastre mobilya taşınabilir mobilyadan farklı. Ankastre mobilya sonradan düşünülen bir şey olmaktansa mimarinin bir parçası haline geliyor ve mekânın daha bütüncül kullanımını sağlıyor. Mimari pratik, sıklıkla daha geleneksel tekniklerle yürütülen ve klasik çözümleri tercih eden inşaat endüstrisi ile çok bağlantılı. Ancak çoğu kere mimari eşsizdir ve tasarımlar tekrar edilmez herhangi bir tekrar son derecede kısıtlanmıştır. Diğer taraftan mobilya ve ürün tasarımı, sürekli olarak alışılmadık malzeme ve tekniklerle çalışan endüstriyle birlikte bir kitlesel üretim sürecidir.


5- Zaha Hadid, hem kübik ve organik mimariyi hem de dekonstrüktivizmi beraber uyguluyor. Tasarım anlayışındaki bu farkın temelinde nasıl dinamikler, diğerlerinden ayrışan bu tarzın geri planında neler var? Bu yaklaşım şu anki mevcut inşaat teknikleriyle, yöntemleri ve bilgi birikimiyle uygulamada nasıl zorluklar yaratıyor?

Sözünü ettiğiniz tarzlar, mimari söylem zaman çizgisi içinde dağılmıştır.

Tahmin edeceğiniz gibi Zaha Hadid Mimarlık’ın işleri de evriliyor. Çalışmalarımızda değişmeyen şey mimariyi peyzaj olarak yaratma araştırması ve hacimsel akışta kesintisizliktir.

Mimari inşaatla el ele yürür. Farklı tarafların bilgi ve deneyimini koordine etme süreci anahtardır. Farklı mimari öge ve paketleri birleştirmek ve mimari tektoniğiyle bir araya getirmek kendi içinde bir sanattır. Farklı uzmanlık alanları arasında iyi bir iletişim sağlamak ve ilerlemek için ortak bir zemin bulmak esastır. Son 20 yıldır mimari ve inşaat endüstrisinde bilgisayar kullanımı, tasarım, iletişim, üretim, test/analiz ve montajın tüm açılarında daha kolay, daha hızlı ve daha az emek yoğun iletişime olanak sağlamıştır. Tabii ki en iyi şekilde yönetmek için deneyim ve beceri gereklidir. Her meslekte olduğu gibi bu becerileri edinmek zaman alır.

6- Zaha Hadid’in yaklaşımı ezber bozan, çok beğeni toplayan bir yaklaşım olmasının yanında çok fazla eleştiriyle de karşı karşıya kalıyor. Tasarım süreçlerine de dahil olan biri olarak bu konuda sizin kişisel değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Zaha Hadid Mimarlık’ın tüm işlerinde bir yenilikçilik söz konusudur. Sıradan veya sıra dışı olmanın ötesinde biz statükoyu sorgulamaya, meydan okumaya ve iyileştirmeye çalışırız. Evrimin gerçekleşmesi için rahatlık alanının dışına çıkılması gerekir. Her şey zamanla değişir: İnsanlar ve değerleri, yaşam biçimleri ve mimari standartların hepsi evrilir. Dolayısıyla sınırları araştırma ve zorlama ihtiyacı duyarız.


7- Azerbaycan’ın simgesi haline gelen ve organik mimarinin sıra dışı bir örneği sayılan “Haydar Aliyev Merkezi”ni gerçekleştirdiniz. Bize biraz bu projeden bahseder misiniz? Tasarım sürecinde ekip olarak nelerden ilham aldınız?

Bölgeye, tarihine ve ülkenin gelecek için ihtirasına aşina olarak, bu ruha uygun bir şey tasarlamak istedik. Sosyal etkinlikler için bir ortam yaratmak istedik ve bu bir kamu projesi olduğu için tasarımımızın çıkış noktası dalgalandırıp değiştirerek içselleştirilmiş bir kent mekânı yaratacak bir kamusal meydan oldu. 

8- İstanbul Kartal’daki kentsel dönüşüm projesinde sizin de katkınız var. Bu proje hakkında neler söylemek istersiniz? İstanbul’da sürmekte olan kentsel dönüşüm projeleri için görüşleriniz neler?

Kartal masterplan’ı, kullanım dışı kalmış bir taş ocağı ve sahada yer alan endüstriyel yapıların dönüşümü önerisidir. Marmara Denizi kıyısında, yeni iş, konut, eğitim ve kültür merkezi olarak Kartal, şehrin büyümesini merkezdeki Boğaziçi ve Haliç boyunca mevcut sosyal ve altyapı ağları üzerinde artan bir talep yaratmaksızın şehrin büyümesi ile entegre eden İstanbul’un çok biçimli kent planı ile bağdaştırıyor.

İstanbul’un büyümesini şehir ölçeğine tutarlı bir stratejiyle planlamak önemli. Ulaşım, istihdam, konut ve kültür alanlarında yeni merkezler (hub) yaratmak, şehrin gelecekte zaten şimdiden kapasitesini doldurmuş olan merkezine ilave baskı yaratmaksızın büyüyüp gelişmesine olanak verecek.


9- Bulunduğunuz noktadan bakınca mimarinin gelişimini ve Türkiye’de üretilen projeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de bir inşaat patlaması var ve pazar doyma noktasına yakın. Bu durumda Türkiye’de insanlar iyi tasarımın öneminin - hızlı ve ucuz inşaat yapmanın Türk insanına iyi hizmet olmadığının - farkına varmaya başladılar. İnşaat maliyetleri ile ilgili olarak, tasarıma biraz daha fazla para harcamak ürün / binanın değerini çok fazla arttıracaktır. Binaların çoğunluğu mimarlar tarafından tasarlanmamış, ki bu iyi işlev görmeyen, yaşam standartlarımızı düşüren ve içinde yaşayanlara zevk vermeyen düşük standartlı bina topluluklarının oluşmasına yol açmış. Zaman içinde insanlar iyi mimarinin standartlarını yükselteceğini ve bunun da toplumumuzdaki herkesin daha iyi hissetmesine yol açacağını anlayacaklar.



10- Son dönemde gerçekleştirdiğiniz projeler hakkında bilgi verebilir misiniz? Kariyer planınızda yer alan hedefler hangileri; başarılı bir kariyer oluşturmak isteyenlere önerileriniz neler?

Haydar Aliyev Merkezi’nden sonra, geçtiğimiz yaz Los Angeles Filarmoni Orkestrası’nın Mozart’ın Cosi Fan Tutte performansı için bir opera sahnesi tasarladık ki bu benim için opera sanatçıları, müzisyenler, yöneticiler ve prodüktörlerle iş birliği yapma açısından çok aydınlatıcı idi. Şu sıralar birkaç proje üzerinde çalışıyoruz: İstanbul Sütlüce’deki DEMSA Müzesi çok heyecanlandırıcı. Bu müzede ünlü geleneksel ve çağdaş koleksiyonlardan Türk ve Osmanlı sanat eserleri sergilenecek. Aynı zamanda Rio de Janeiro’da Copacabana plajına bakan bir rezidans tasarımını yapıyoruz.

Değişik işlevleri olan yapılar tasarlamaya, ufuk açıcı projeler üzerinde ilgi çekici meslektaşlarımla, danışmanlarla ve müşterilerle iş birliği yapmaya devam etmek istiyorum.

Önemli olan parlak bir kariyer değil, istek / merak duyduğunuz, hayat boyu keşfetmek istenilen bir şeyi yapmaktır. Sanırım gençken ne yapmak istediğinizi bilmek zordur ve bunu anlamanın tek yolu olabildiğince farklı deneyimler edinmek; farklı disiplinlerde, farklı ülkelerde stajlar yapmak ve mümkün olduğunca farklı şeylerle karşılaşmaya çalışmaktır. ■