RONAN & ERWAN BOUROULLEC

KP51
KP
Bizim için tarzımızı veya konseptimizi tanımlamak zor. Kesin bir felsefemiz yok. Objelerimizin her birinin hangi bağlamda kullanılacağını tam olarak bilemediğimiz için gereksiz görünen her şeyi çıkarmaya çalışıyoruz. Sadelik bizim için çok önemli.


● Tasarıma nasıl başladınız? Stüdyonuzu nasıl kurdunuz?

Sanatla ilgilenen ilk olarak Ronan’dı, esasen daha büyük olduğu için değişik medyaları (foto vs.) denedikten sonra tasarıma odaklanmaya önce o karar verdi. Böylece bazı tasarım çalışmaları yaptı ve tasarımcı kariyerine başladı. Erwan da yeni yetmeliğinde yaratıcı bir kariyeri hedefledi. Daha sonra sanat eğitimi aldı ve Ronan’la birlikte çalışmak konusu giderek daha çok belli olmaya başladı. Önceleri ona yardım ederek daha sonrasında bazı projeleri kendi başına yaparak başladı.

1997/1998’de kesin olarak ortak olduk. Tasarım tercihine kadar olan bu evrim her ikimiz için de gayet doğaldı, aynı yolda bir adım attıktan sonra bir diğerini atmak gibi. İdeal gelişme sıralamasına sahip olduğumuz için çok şanslıydık. Ronan dönüm noktasından önce uzun bir süredir tasarımcı olarak çalışıyordu. Ancak her ikimiz de hala çok genç olduğumuz için bu dönüm noktasının çok erken ortaya çıktığı söylenebilir.

● Tasarım felsefeniz nedir? Tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Bizim için tarzımızı veya konseptimizi tanımlamak zor. Kesin bir felsefemiz yok. Ancak kültürel arka planı ne olursa olsun insanların iç mekânlarıyla bütünleşebilen parçaları tasarlamakta önemli bir noktaya geldik. Bu “çok gürültülü olmayan” diye tanımlayabileceğimiz projelerle sonuçlandı. Fakat bu bir anlamda da amacı büyük pazarlar olan endüstriyel tasarım mantığının kendisi. Objelerimizin her birinin hangi bağlamda kullanılacağını tam olarak bilemediğimiz için gereksiz görünen her şeyi çıkarmaya çalışıyoruz. Sadelik bizim için çok önemli. İyi bir proje estetik ve işlevselliğin de arasında bulunduğu birçok faktörün iyi bir simyası demektir. Denge her proje için farklıdır, bir kuralı yoktur.

● İtalyan postmodern tasarımının altın çağı gibi etkilendiğiniz akım veya hareketler var mı? Hangi isimler sizin için önemli?

Aslında belli bir yol göstericimiz olduğunu hissetmiyoruz. Ancak Eames, Georges Nelson… Castiglioni ve Andrea Branzi gibi bazı tasarımcıların çalışmalarını çok takdir ettiğimiz bir gerçek. Jasper Morrison’u da.


Giulio Capellini bizi ilk endüstriyel gerçekliğimizle karşılaşmaya yöneltti: açık, cüretkar ve konuşkan. Tercihlerinde kendine güvenen biri olarak bizi çok kar etmenin çok satan olmaktan daha karmaşık olduğu bir yere doğru uzun bir yolculuğa çıkardı. Bize güvenen ve inanılmaz projeler veren insanların ilki idi.

losanges for Nanimarquina

● Diğer disiplinler çalışmalarınızı ne ölçüde etkiliyor?

İlhamın her zaman doğrudan olduğunu hissetmiyoruz. Bu çok daha karmaşık bir şey.

Ancak gözlemin bizi etkileyen ana dış etken olarak sayılabileceği de doğru. İnsanların günlük hayattaki davranışlarını doğru bir şekilde gözlemlemeye ve alışıldık uygulama ve ihtiyaçları anlamaya çalışıyoruz. Aslında hayatın küçük ayrıntılarına, insanların objeleri dikkate alma, onları kullanma şekline vs. derin bir ilgi hatta tutkumuz var.

Grafik, fotoğraf, sinema, müzik, çağdaş sanat gibi sanatın birçok şekliyle son derece ilgiliyiz. Genel olarak yaratıcılık konusunda açgözlüyüz. Bu her ne kadar böyle olsa da çok fazla sergiyi ziyaret etmek veya her şeyi izlemek için vaktimiz yok, birçok şeyi basın aracılığıyla görüyoruz. Bu şekilde projeler ve sanatsal ifadeleri karıştırarak geçirgenlik şeklinde besleniyoruz.

Geçirgenlik yoluyla bizi etkileyen sanat çalışmalarına gelince, örneğin Donald Judd, Ellsworth Kelly veya Frank Stella gibi sanatçıları çok takdir ettiğimiz bir gerçek. Ancak asla doğrudan etkilendiğimizi hissetmedik.

● Kariyerinizde dönüm noktası olarak tanımlayacağınız dönem ya da tasarım hangisi?

Giulio Capellini ile tanışmamız dönüm noktasıydı. Bize endüstrinin gerçeklerini gayet yumuşak ve anlaşılabilir bir şekilde öğretti. Sonra, prestijli ve açık görüşlü firmaların karar verici insanlarıyla çok çabuk tanışacak kadar şanslıydık.

Giulio Capellini bizi ilk endüstriyel gerçekliğimizle karşılaşmaya yöneltti: açık, cüretkar ve konuşkan. Tercihlerinde kendine güvenen biri olarak bizi çok kar etmenin çok satan olmaktan daha karmaşık olduğu bir yere doğru uzun bir yolculuğa çıkardı. Bize güvenen ve inanılmaz projeler veren insanların ilki idi. İşbirliği, karşılıklı saygı ve projeleri mümkün kılmak için duyulan ortak istekten beslenen bir diyalogdur.

● Birlikte nasıl çalışıyorsunuz? Aranızda nasıl bir iş bölümü var?

Bir taraftan aynı geçmişte, renk ve biçimlerle, aynı derin ilişki içinde büyüyen kardeşleriz. Daha genel konularda ortak bir anlayışa sahibiz. Ancak aramızda beş yaş fark var. Dolayısıyla aynı okula gitmedik ve arkadaşlarımız aynı değil. Çok farklı bakış açılarımız olabilir.

Birbirimizi anlama düzeyimiz gerçekten hayli yüksek olabilir ama hala birbirimizle aynı fikirde olmayabiliriz. Diyalog kurmaya fazlasıyla gayret ediyoruz. Her proje uzun bir süre, projenin her aşamasında tartışılır. Ve sonunda önemli olan ortak bir bakış açısı, her ikimizi de tatmin eden bir çözüm bulmamızdır. Anlaşamadığımız zaman uzlaşmaya varabilmek için her şeyi yaparız.

Diğer taraftan, bazı projeler, bazen birimiz tarafından daha fazla yüklenilirken diğeri ara verir ve sonra tersi olur. Önceden belirlenmiş bir görev dağılımı yok. Projeye, o ana ve kontekste bağlı. Çoğu insan bazı kesin roller işaret etmemizden mutlu olabilir ancak her zaman karışık olduğundan bu imkansız. Her ikimiz de düşünür, çizer, her projenin her adımını izleriz. Eğer bunlardan birini kaçırırsak diğerini takip ederiz.

● Değişen teknoloji ve çalışma alışkanlıklarıyla birlikte, günümüz ofisleri artık “yeni oyun alanları” olarak anılıyor. Çalışanları motive eden, eğlenceli ofis alanlarını tasarlarken neleri göz önüne alıyorsunuz?

Tasarımın gelecekteki misyonu belki de paylaştığımız ekosistemin evrimini en doğru şekilde öngörmek ve ona eşlik etmek olacak. Bize gelince, biz insanların kendi çalışma alanlarını, kendi yaşam alanlarını yeniden düzenlemelerine yardımcı olmakla ilgiliyiz. İşlerimizde “Mimariyle nasıl baş edersiniz?” ve “Bir bölmeyi veya bir çeşit duvarı nasıl yaratırsınız?”, “Bir iç mekânı ihtiyaçlarınıza cevap vermek üzere nasıl uyarlarsınız?” sorularına çözümler geliştiriyoruz. Bu alanda sıklıkla gerçekçi değil diye algılanan şekillerde bazı güzel işler yaptık. Demek istediğimiz bunlar bazıları için çok pahalı olabilir. Ve insanlar bunlara gerçekten şaşırmalarına ve beğenmelerine rağmen aynı zamanda büyük ölçekte kullanmıyorlar çünkü hala onlardan korkuyorlar veya onlara hazır değiller.

Diyalog kurmaya fazlasıyla gayret ediyoruz. Her proje uzun bir süre, projenin her aşamasında tartışılır. Ve sonunda önemli olan ortak bir bakış açısı, her ikimizi de tatmin eden bir çözüm bulmamızdır. Anlaşamadığımız zaman uzlaşmaya varabilmek için her şeyi yaparız.

vegetal chair: Blooming for Vitra

● Son dönemde üzerinde çalıştığınız projeler neler?

Yeni bir proje olan Rennes’de yaptığımız dört sergi üzerine çok yoğunlaştık. Kent alanlarına ilişkin olarak ilk defa çalıştık ve sergiler deneysel not defteri gibiydi.

● Son olarak, genç tasarımcılara neler tavsiye edersiniz?

Çalış, çalış, çalış! İçten ol. Endüstri için projeler tasarlamaya çalış ama endüstri hakkında gerçek bilgiyi edinmeden önce. Ancak bu şekilde endüstrinin kendi sınırlarının ötesine geçebilirsin. Bir hedefe ve sınırları bilmeksizin olanakların sınırlarını genişletmeye odaklanmak için gayret et. ■