KENTSEL DÖNÜŞÜM / TORTI GALLAS + PARTNERS

KP

Kentsel Dönüşüm (Part 1)


TG + P olarak kentsel dönüşümü zaman içinde ilgisizlikten köhneleşmiş, güvensiz duruma gelmiş, fiziksel ve sosyal yönden tahrip olmuş mahallelerin veya semtlerin özel sektör ve kamu ile birlikte çalışarak sosyal, ekonomik ve ekolojik yönden tekrar diriltilmesinde iyi bir fırsat olarak görüyoruz. Sonuçta, başarılı ve sürdürülebilir bir kentsel dönüşüm için sadece fiziki çevre ve proje alanındaki yapıların, yolların yenilenmesi yetmez. Başarılı bir kentsel dönüşüm, küçük bir kıvılcım veya bir dizi katalitik faaliyetle başlayan fiziki çevre ve yapı değişiminin etki alanını büyüterek ilerleyip daha başka planlı veya planlanmamış pozitif olaylara ve sonuçlara sebep olmasıdır. Bu aslında tamamen, dönüşüm yerinin ve oradaki yaşamın sosyal, fiziksel, kültürel ve ekonomik anlamda son derece bütüncül ve kapsamlı bir anlayışla baştan sona değişimiyle ilgili.


öncelikler...

Her kentsel dönüşüm projesinde ilk hedefimiz hak sahipleri, mahalle sakinleri ve geliştirici firmanın ihtiyaçlarını ve hedeflerini anlamak. İşe, proje paydaşlarına sorduğumuz şu sorularla başlarız:

- Mahallenizin, sokağınızın en sevdiğiniz yönleri neler?
- Sevmediğiniz yönleri neler?

Aslında biz işe, orada yaşayanları dinleyerek başlarız. Dönüşümden direk etkilenecek yerel halkın “istek ve ihtiyaçları”nı dinleyip; öğrenerek o coğrafyaya ve onlara özel en iyi çözümü oluşturabiliriz.

Sonra, taşınması muhtemel sakinlere mümkün olan en az rahatsızlık verilmesi koşulu ile kentsel dönüşüm hedeflerini nasıl gerçekleştirebileceğimizi düşünmeye başlarız. Bu aşamada cevaplamamız gereken sorular şunlar olur:

- Nasıl bir yoğunluk gerçekleştirmeliyiz ki mahalle, semt sakinleri ve aileler en az düzeyde zarar görsün?

- Yer değiştirmeyi en aza indirecek şekilde projeyi etaplara bölebilir miyiz?

Aynı zamanda, yolları, binaları, çevreyi tasarlamamıza yardım edecek yerel kentsel doku, kentsel form, mevcut ölçek, bina tipi, stil, yoğunluk ve farklı kullanım konularını da düşünmek zorundayız. Özetle, şu soruları sorarız:

- İnsanlar günlük ihtiyaçlarını karşılamak için evlerinden otobüse, metroya, alışverişe, işe, okula, camiye ve semtin diğer sosyal donatılarına yürüyerek erişebilirler mi?

- Konut, ofis, ticari ve diğer elzem kullanımları semt sakinlerine kolaylık ve destek sunacak şekilde ve aynı zamanda yaşam kalitelerini yükseltecek şekilde nasıl harmanlarız?

- İnsanların yaşadıkları mahalleyi ‘yuva’ olarak görmesi için, rahat mutlu ve güvenli bir yaşam için yapıların dışında ne tür sokaklar, parklar, altyapı ve kamusal parklara, açık alanlara ihtiyaç var?

- Orada yaşayanların mevcut ve gelecekteki ihtiyaçlarını sürdürülebilir şekilde karşılayacak yapı teknolojileri ve sistemlerini kullanan modern ve güvenli yapıları nasıl inşa edebiliriz?

Bu soruların cevaplarını bulup master planda ve binalarda uygulayarak kentsel dönüşüm alanlarında master plan ve mimari tasarım yoluyla sosyal,ekonomik, fiziksel, ekolojik ve sürdürülebilir çözümler yaratabiliriz.


yeni yapılanma ve mevcut dokunun dengesi...


Biz Türkiye’de çalıştığımız kentsel dönüşüm projelerinde, eski ve dayanıksız yapıları modern yapı standartları ve teknikleri uygulayarak depreme dayanıklı, güvenli yapılarla değiştirmeyi taahhüt ediyoruz. Her kentsel dönüşümün özü olan “yeni başlangıç” bize orada yaşayan yerel halkın, alışkanlıkları, oraya has yaşam biçimleri, gelenek ve kültürlerini öğrenme fırsatı verir. Geçmişten gelen iyi, köklü değerleri, o mahalleye, semte has gelenekleri ve yaşam biçimini koruyarak bu bütüncül sosyal dokuyu yeni tasarımımıza katarız. Benliğini korumuş aynı zamanda geleceğine, mahallesine, şehrine ve geniş ölçekte topluma hizmet eden kentsel dönüşümler bizim amacımız. Dönüşümlerde sosyal ve ekonomik başarının sürdürebilir olması için hak sahiplerinin yeni evlerinin inşası için gereken kaynakları ve aynı zamanda semti daha yüksek yoğunlukta inşa etmek için gereken ekonomik teşvikleri de yaratmak zorundayız. Sıklıkla kentsel dönüşümlerde esas üstesinden gelinmesi gereken konu daha çok işin sosyal boyutu. Şöyle ki, asıl başarı dönüştürülen mahalle veya semtlerin eski sosyal dokusuna, yaşantısına ve kültürel kimliğine hiç kopukluk olmamışçasına doğal olarak tekrar bağlanması.


Kentsel planlamada tüm çabalarımızın temeli ve ana endişemiz “mekân algısı, mekânın hissi” duygusunu yaratmak ki bu özellik daha ileri giderek kamusal mekânı şekillendiren ve birbiriyle bağlantılı fiziksel unsurlar, mekânsal hiyerarşinin tümü olarak tanımlanabilir. Her şeyden önce, biz plan ölçeğinde kent mekânlarını, mutlaka olması gereken kamusal, sivil, umumi ve kişisel anlamda tanımlıyoruz. Böylece kentin mutlak kamusal mekânları, binalar ve aralarında kalan açık alanlar yardımı ile var ediliyor ve temellendiriliyor. Çevresiyle doğrudan ilişkilenen ve vurgulanan plan ve tasarım güçleniyor. Böylesi bütüncül yaklaşımla tasarlanan sokaklar, mahalleler, semtler aynı zamanda karma kullanımlı modern binalarla donatılmış, insanların sokaklarında ahenk ve huzurla dolaştığı, yaşadığı, işe,okula, alışverişe, pazara, camiye güvenle gidebildiği ve günlük ihtiyaçlarını yürüyerek kolaylıkla karşılayabildiği, canlı, 24 saat 
yaşanan yerlere dönüşüyor.


TG + P’ın kentsel dönüşüm yaklaşımı, projenin bulunduğu çevrenin kentsel ve tarihsel dokusunun en ince ayrıntısına kadar incelenmesi ile ve yeni projenin çevre ile olan bağının mevcuttaki yapılaşma ve yerel yaşam alışkanlıklarının bilinçli bir şekilde değerlendirilmesi ile oluşur. Bu değerleme şunları içerir:

• Mevcut yapılaşmada şehrin içinde kalan kamusal alanların varlığını zenginleştirmek için, tarihi dokuyu dikkatle koruyan, pekiştiren ve aynı zamanda bu dokuyu tamamlayan sokak tipolojileri, açık yeşil alanlar ve umumi parklar tasarlamak;

• Hem dönüşüm projesi sınırları içinde hem de çevre sınırlarında, çeperlerde, kamusal, sivil, umumi ve kişisel mekânları/alanları net şekilde tanımlamak;

• Yürümeyi teşvik eden tasarımı hem proje sınırında hem de parsel, ada içinde kullanarak ve yaya deneyimini zenginleştirerek, yeni yapılaşma ve komşu çevre arasındaki bağlantıyı kuvvetlendirmek;

• Dönüşümün kendisini çevreleyen komşu yapılaşmaya, semt dokusuna yeniden entegrasyonunda; uygun kütle, ölçek, bina kat sayısı gibi tasarım ilkelerini doğru uygulamak ve aynı zamanda dönüşüme hak ettiği değeri veren, kentsel kimliğini yaratan, iyi tasarlanmış sokaklar ve bina cepheleri tasarlamak;

• Yaşam kalitesini yükselten ve destekleyen ve cazibeli konut ve iş yeri ihtiyacını, yine ev, ofis, ticari, eğitim ve benzeri karma kullanımları dikkatle seçip kullanarak yaratmak;

• Yeni sokakları, mahalleleri ve binaları tasarlarken proje sınırları dışında kalan komşu çevrenin varlığını sürdürmesini açısından, mevcut yapılaşma ve yaşam alışkanlıklarına saygı göstererek dönüştürmek.


‘Yaşam kalitesinin’ yüksek olduğu kentsel dönüşümlerde önemli diğer bir kilit taşı da günlük ihtiyaçların kolaylıkla karşılanabilmesini sağlayan karma kullanımların birbirleri ile bağlantısının kesintisiz ve akıcı olma zorunluluğudur. Dönüşümde hak sahiplerine verilecek konutlar ve geliştiriciye ait, piyasaya sürülecek ekstra konutlara ilaveten ticari ve sosyal donatılarda mutlaka hesaba katılmalı ve alışverişe, açık ve kapalı sosyal donatılara, camiye, okula, parka ve işyerlerine yürüme imkanları sunan, plansal çözümler kullanılmalıdır. Bu tip bütüncül çözümler günlük hayata sağladıkları kolaylığın yanı sıra aynı zamanda iş ve ticaret fırsatları sağlayarak yerel ekonomi üzerinde olumlu etki yaratıyorlar.


Sonuçta ortaklaşa tüm paylaşanların kararları ile planlanan dönüşüm sosyal, fiziksel, ekonomik ve ekolojik açıdan canlı ve sürdürülebilir toplumlar, mahalleler yaratmalı. Bundan emin olmamız gerekir. Günlük hayatın bütün bu gereksinimleri ve kullanımları göz önünde tutulmalı ve ilk günden itibaren master plana dahil edilmeli ki herkese “insani sürdürülebilirlik” yürünülebilirlik sunacak şekilde merkezi lokasyonlara yerleştirilebilsinler.

Biz TG + P olarak bütün bu dengelenmiş tasarım ve karar verme süreci boyunca geliştirici firmayı hem mal sahiplerinden hem de belediyeden alması gereken onaylarda ve projenin vizyonunu en iyi şekilde anlaşılması için planlama ve tasarım çalışmalarımızla destekleriz. Bu tasarım çalışmaları olmadan hak sahiplerinin ve diğer paydaşların uzlaşmasını sağlama çabaları çoğunlukla başarılı olmayacaktır. ■
 
Kentsel Dönüşüm (Part 2)
 
ABD’de kentsel dönüşüm modeli...
ABD’de kentsel dönüşüm modeli başarısını garantilemek için birçok önemli bileşene sahip. Bunlara hem kamu hem de özel sektörden gelen paydaşların hem fikir ve hem de öz kaynaklar yönünden etkin katılımı da dahil.

- Kamu veya devlet sektörünün esas rolü kentsel dönüşüm süreci boyunca kalite ve adaletin sağlanması için organizasyon ve otoriteyi temin etmektir. Hatta devlet bazen dönüşüm projesini ve orada yaşayanları desteklemek için ihtiyaç duyulan kamu altyapısını inşa etmek veya değiştirmek için gerekli arazi veya finansal kaynakları da sağlar.

- Özel sektörün ve mahalle sakinlerinin rolü, bu yeni yerleşimin / dönüşümün “vizyon”unu biçimlendirmek, dönüşüme fikirleri, istek ve hedefleri ile katkıda bulunarak yardımcı olmaktır. Ve tabii ki eğer mevcuttaki binalar sahipli ve içinde oturanlar varsa, tüm hak sahiplerinin ve paydaşların master plan ve tekrar inşa edecek binaların tasarımı konusunda iş birliği yapmaları kritik önem taşır. Sonuç olarak amaç, mevcut ve gelecekteki mal sahipleri için güvenli ve yüksek kalitede bir mahalle çevre yaratmaktır.


Semt Sakinleri ve Kamu Katılımı
Tecrübelerimiz gösterdi ki, yerel belediyeler ve semt sakinleri / kamu süreci anladığında ve başarılı kentsel dönüşümün mümkün olduğuna inandığında, yaşanacak bu köklü ve büyük değişime doğru daha yüksek derecede sorumluluk gösterirler. Semt sakinleri, malikler ve diğer paydaşlar istek ve ihtiyaçlarını tanımlamakta kritik bir role sahipler. TG + P liderliğinde paydaşlar arası etkileşim ve iş birliği sağlanarak ihtiyaçlar belirlenir aynı zamanda TG + P yine bu paydaşlarla (mal sahipleri temsilcileri, yerel belediye yetkilileri ve geliştirici firma) birlikte çalışarak yeni mahalleleri için bir “yerleşim yeri vizyonu” yaratır. Farklı paydaş gruplarından gelen değerli girdi semt sakinleri, kamu ve konut piyasasının ihtiyaç ve taleplerini karşılayacak bütüncül ve çok yönlü bir master plan hazırlamak için sürece baştan sona entegre edilmelidir. İnanıyoruz ki semt sakinlerine / mahalleliye, geniş ölçekte parçası oldukları toplumda kendi yerel ve kültürel kimliklerini oluşturmalarına yardım eden bir çevre sağlandığında ve onlara ekonomik gelişme ve böylelikle kendi kendine yetebilme fırsatları verildiğinde kentsel dönüşümle tekrar canlandırma mutlaka başarılı olacaktır.


Yerel Paydaşlar ile Etkileşimli Tasarım
Semt sakinleri ve diğer proje paydaşları kentsel dönüşüm projelerinin başarıyla hayata geçirilmesinde önemli rol oynarlar. TG + P ekibi kentsel dönüşümde prensip olarak yerel halk ve paydaşları bilfiil dinleyip, yaşam tarzlarına ve ihtiyaçlarına uygun tasarımları, birlikte oluşturmada son derece kararlıdır. Bize göre bu çoğulcu ve bütüncül platformlar yerel paydaşların ve semt sakinlerinin isteklerini ve hayallerindeki yarınlarını master plana katmak için hayati fırsatlardır. Bu yaklaşım doğru sonuca ulaşmanın en kısa yoludur. Hiç şüphesiz ki tüm tarafların yararına olan “kazan-kazan” sonuçlar hep bu şekilde ortaya çıkmıştır. Dönüşümde başarı için yerel halkın, mahalle sakinlerinin, muhtarın, ilçe yetkililerinin ve orada çalışan esnafın katılımı ve fikirsel katkısı gereklidir. Tüm bu paydaşları kapsayan, iş birliği ve karşılıklı dayanışmayla yürüyen düzenli toplantılar tasarım ve proje süresince devam etmelidir.

Çalışma Oturumları (Çalıştaylar)
TG + P ekibi, karşılıklı fikir alış verişinin ve paydaşlar arası iletişimin, tüm tarafların katıldığı düzenli “çalışma oturumları / çalıştaylar” ile sağlanabileceğinde hem fikir. Bu çalışma oturumları katılımcılara fikirlerini sahiplenmede ve fikirlerinde değişiklik yapmalarında yardımcı oluyor ki bu, sonradan değişimin / dönüşümün daha üst derecede kabul edilmesini sağlıyor. Çalıştay sürecinde, planlamada doğru kararlara varmak adına TG + P ekibi, tüm dönüşüm alternatiflerini ve her birinin avantaj ve dezavantajlarını en anlaşılır ve öz şekli ile paydaşlarla paylaşırlar. TG + P’nin titizlikle hazırladığı alternatif planlar liderliğinde taraflar arasında uzlaşma sağlanır. Çalıştay sonunda hem master plan kararları hem de semt sakinlerini ve yerel paydaşları ilgilendiren hayati kararlar birlikte alınmış olur.



Konsensüs Oluşturma Süreci
Planlama ve tasarım kararları verilirken tüm tarafların katıldığı bir sürecin başlatılması, herhangi bir kentsel dönüşümün başarıya ulaşmasının kritik unsuru olabilir. Bir uzlaşmaya varılması ve süreci aşağıdaki adımların herhangi birini ya da tamamını içerebilir. Aşağıda listelenen konsensüs (uzlaşma) oluşturma yaklaşımları, katı adımlardan ziyade kentsel dönüşüm “vizyonu” hakkında karar verici / yetkili paydaşların konsensüs yaratırken tüm görüşlerin katılımını ve açıklığı sağlamak için kullanılabilecek uyarlanabilir metodolojilerdir.

Başlangıç Toplantısı
Bu ön toplantı bütün karar verici / yetkili paydaşların (semt sakinleri, resmi kurum görevlileri, belediye görevlileri ve iş geliştirici firma) TG + P ekibi ile bir araya geldiği ve TG + P’nin (1) görevi(leri) tanımladığı; (2) konsensüsün anlamını ve buna ulaşmak için yapılacak işleri tarif ettiği; (3) katılımcıların bu projede çalışma konusundaki ilgi, istek ve hazır olup olmadıklarını tartışmaya açtığı ve (4) iş birliği ve karşılıklı etkileşime dayanan proje iş planını veya baştan sona proje aşamalarını tanımladığı toplantıdır.

Mülakatlar ve / veya Focus Grupları
Bunlar bireysel veya yerel halk, semt sakinleri, belediye temsilcileri gibi çeşitli çevrelerden gelen katılımcılardan oluşan küçük grup toplantılarıdır. Projenin ana kararları / konuları (proje başlangıcında, çalıştayda belirlenmiş olan) hakkında farklı bakış açılarını temsil eden gruplardan bilgi toplamak amacıyla yapılır. Tasarım çalıştayı süresince devam eden bu mini toplantılardan elde edilen veri analiz edilerek eksikler, ihtiyaçlar, istenenler, projenin amaçları vurgulanır, ana başlıklar altında karar mercii olan semt sakinleri / kamuya ve tüm paydaşlara sunulur. Sonrasında TG + P ve ekibi tüm paydaş gruplarına nerede anlaşma veya anlaşmazlık olduğunu ve konsensüse ulaşılması için önce hangi konuların tartışılması gerektiğini görmeleri için yardımcı olur.



Çekirdek Grup (Karar vermede yetkili grup)
Eğer çalıştaydaki kamusal katılım çok fazla ise, bu mini toplantılar konsensüse ulaşmakta sorun yaratabilir. Gruplar ve toplantıların sayıları arttıkça aralarındaki pazarlıklar zorlaşır, proje kararları kolay kolay alınamaz. İnsanlar genellikle büyük gruplarda konuşmaktan korkar, iyi fikirler kaybolabilir, bazılarının sesi duyulmaz ve sonunda kavgaya giden olaylar dahi yaşanabilir. Bazen karar verici grubun, kendisi adına çalışmak üzere çeşitli paydaş gruplarının temsilcileriyle kendisini küçük ölçekte temsil eden güvenilir bir alt grup kurması daha etkin olabilir. Bu çekirdek grup genellikle daha etkili çalışabilir. Bu temsilciler bakış açılarını netleştirmek, doğru soruları sorabilmek için kendi grupları ile daha çok görüşüp çekirdek gruba bu bilgilerle geri
dönebilirler. İlk hedef önce çekirdek grubun uzlaşmayı sağlamasıdır. Bu daha sonra daha büyük grupların uzlaşma sağlamasının yolunu açar.

İlave Toplantılar
Bu toplantılar çekirdek grup çalışmaları bittikten sonra yapılır. Proje kararlarında uzlaşmayı / konsensüsü etkileyen herhangi bir değişiklik veya yeni bir gelişme söz konusu olursa çekirdek grup, karar vermede yetkili gruba (tüm proje paydaşları) rapor verir. Çekirdek grup karar verici grubu temsil ettiğinden ve çalıştay sürecince birlikte çalıştıkları için olası değişiklikler hızla uzlaşmaya/ konsensüse ulaşır.

Charrette
TG + P ekibi planlama aşamasında semt sakinlerini, malikleri, mahalle sözcülerini, belediye ve plancılarını, geliştirici firmayı ve diğer proje paydaşlarını tasarım ekibi ile bir araya getiren charrette’lerin veya tasarım atölyelerinin “vizyon” yaratmakta müthiş etkili bir yol olduğunu çok iyi bilir. Charrette’lerde, farklı bakış acılarını temsil eden gruplar birlikte çalışırlar, karşılıklı etkileşim ve paylaşım içindedirler. Aynı zamanda her birey kendi fikrini ve kişisel potansiyel
tasarım çözümünü paylaşma fırsatı bulur. Bu çeşitlilikle, etkileşim ve iş birliği ile master planın ana tasarım kararları uzlaşma (konsensüs) ile alınır. Böylece en doğru ve tüm tarafların tercihi proje vizyon ortak bir çalışma ile ortaya çıkar. İşin özü charette’ler, genelde aylarca sürebilen master plan ve mimari tasarım sürecini semt sakinleri, malikler ve diğer paydaşlar yardımı ile nispeten kısa bir zaman dilimi içinde, tatmin edici bir hızda ilerleyerek gerçekleştirmenin en etkili yoludur.

Bu konuda uzman olan TG + P’nin liderliğini yaptığı ve dünyanın dört bir yanında çalıştığı yerel ve uluslararası kentsel dönüşüm projelerinin yüzlerce charette’i konsensüs ile tamamlanmıştır. Tecrübelerimize dayanarak söyleyebiliriz ki tüm charette’lerde proje paydaşlarının aktif katılımıyla ve uzlaşma / konsensüs sonucu alınan master plan ve tasarım kararları o kentsel dönüşüm projelerinin başarı ile hayata geçmesinin anahtarı olmuştur.



Türkiye’deki kentsel dönüşüm modelinin ABD’den sağlayacağı faydalar...

Türkiye’deki kentsel dönüşüm süreci, günümüz yapı standartlarına ve modern inşa tekniklerine göre yapılmamış, çürük, sağlıksız ve deprem riskli olan binaların yenilenmesi ve mevcutta var olan kaliteli konut ihtiyacına cevap vermek için önemli bir yanıt. Gerektiği şekilde belirlenmedikleri takdirde bu kötü ve sağlıksız binalar felaket ölçeğinde yıkım ve yaşam kaybına yol açabilir. Hiç şüphesiz, bu büyük ulusal girişimin bir parçası olarak, riskli, sağlıksız ve çürük binaları, mahalleleri ve semtleri günümüz deprem standartlarına uygun inşa edilmiş kaliteli, sağlam konutlara ve sağlıklı, mutlu insanların yaşadığı mahallelere dönüştürmek çok önemli.

Türkiye’nin ulusal kentsel dönüşüm hareketinin en zor kısmı, kat malikleri, semt sakinlerinin yer değiştirmek zorunda olması, yeni binaların yüksek inşaat maliyetleri ve güvenilir bir finansör / yüklenici veya geliştirici firma bulma konularıdır. Bildiğiniz gibi bu tip dönüşümlerde genelde yeni bina, yıkılacak binanın olduğu parselde yapılır ve yeni inşaat için gerekli para yoğunluk artırmak suretiyle oluşan ve piyasaya satılacak ekstra konutlardan sağlanır. Başka bir deyişle bu, ekstra konutların metrekare fiyatlarının normal piyasa değerinden daha fazla olması demektir. Fiyatların her gün arttığı bu zorlu emlak piyasasında kentsel dönüşüm kapsamında güvenli, sağlıklı ve insanların mutlulukla yaşadığı konutlar yapmak için, kat maliklerine, yerel yönetim (belediye), geliştirici / yüklenici firmaya ve tüm diğer proje paydaşlarına kritik görevler düşer. Tüm paydaşlar kendi hedeflerinin piyasa gerçekliği dahilinde hayata geçirilmesini sağlayacak bir uzlaşmaya varmak zorundalar. Farklı tarafların ve paydaşların tümünün ortak hedeflerini gerçekleştirmek için diğerinin sorumlulukla hareket etmesine ihtiyacı olduğu çok net ve açık.


Şöyle ki, mahalle sakinlerinin yer değiştirmeden son derecede rahatsız oldukları bilinmeli ancak onlar da beklentilerinin gerçekçi olmaması durumunda riskli ve güvensiz binalarda yaşamaya devam edeceklerinin farkında olmalı. Dolayısıyla konutlarının mevcuttakine benzer ama sağlam bir benzerleriyle değiştirilmesi talebi güvenli ve modern konutlara sahip olmalarının tek yolu. Kat maliklerinin ve paydaşların inşaat maliyeti aşırı fazla, gerçekçi olmayan talepleri, kendilerinin ve ailelerinin güvenliği için koşulların iyileştirilmesi yolunda bir fayda sağlamayacaktır.


Benzer şekilde geliştirici / yüklenici firmalarda o mahalle ve semt için uygun yoğunluk ve konut tipine ilişkin beklentilerinde gerçekçi olmalı. Kaliteli ve ekonomik bir dönüşüm yaratmak için yenilenen konut miktarı, ilave konut rayiç bedeli, sosyal donatılar, parklar, açık alanlar ve otoparklar ve diğer konuların tamamının göz önünde tutulması gerçekçi bir dönüşüm yaratma formülü için kritik hususlar. Bu kritik kararların finansal olabilirliği bina, mahalle ve semt yenilenmesi üzerinde doğrudan etkisi olacaktır.

Son olarak, yoğunluğun sınırlarını kırılma noktasına kadar zorlayarak ve yoğunluk artışı ile elde edilen ekstra / ilave daireleri satarak inşaat maliyetini çıkarmak kentsel dönüşümde, güvenli ve modern konut üretmek için tek çare olmamalı. Şüphesiz, yoğunluğun bir sınırı var. O semti veya mahalleyi kişiselleştiren mevcut doku, bina tipi, bina kat sayısı, kamusal alanlar kısaca tüm fiziki çevre ve karakteristik özelliklerin birbirleriyle olan bağlantısına bakarak, rahatlıkla uygulanabilecek “doğru yoğunluk”u sağlayabilmek gerekir. Dolayısıyla hem kat malikleri / mahalleli hem de geliştiriciler bu “eşzamanlı denklemler”in cevabını bulmak için mantıklı cevaplar vermek zorundalar.

Kentsel dönüşüm projelerinde tüm paydaşların isteklerini ve hedeflenen sonuçları eşzamanlı gerçekleştirebilmek için taraflar arasında güven olması gerekir. TG + P, çalıştığı ulusal ve yerel yüzlerce kentsel dönüşüm projesinden gelen tecrübesi ve katalizör kimliği ile taraflara aralarındaki güveni kurmalarında) tarif ettiğimiz iş birlikçi ve uzlaşma oluşturma (consensus- building) yaklaşımı ile yardımcı olabilir. ■