KENTSEL DÖNÜŞÜM

KP52
KP
URBAN REGENERATION / TRANSFORMATION

1 Cephe Hikayeleri ile Bağdat Caddesi’nde Kentsel Dönüşüm
Bahar YAYLA / Nilay ÜNSAL GÜLMEZ

Bu makalede cephe tasarımına yönelik dünyadaki eğilimlerin Cadde’de devam eden kentsel dönüşümde karşılıklarının olup olmadığına bakmak istedik. Tartışma da dönüşümün kendisi gibi parsel bazında sürdü. Ancak adı üzerinde ‘kentsel dönüşüm’ ve asıl bu yeni konutların birbirleriyle ve eskilerle ilişkisinin ya da ilişkisizliğinin ve Cadde’nin atmosferinin nasıl dönüşmekte olduğunun üzerinde durmak gerekiyor.

Cephe karakteri de söz konusu dönüşümde konut iç mekânı ile kamusal dış mekân arasında önemli bir arayüz. Bu arayüzün kentli ile diyaloğa açık olması, Cadde’nin ruhunu zenginleştirici bir dönüşüm için daha yenilikçi, sorgulayıcı tasarım yaklaşımlarıyla ele alınması gerekiyor.

2 Kentsel Dönüşüm
TORTI GALLAS + PARTNERS (TG + P)

Ortaklaşa tüm paylaşanların kararları ile planlanan dönüşüm sosyal, fiziksel, ekonomik ve ekolojik açıdan canlı ve sürdürülebilir toplumlar, mahalleler yaratmalı. Bundan emin olmamız gerekir. Günlük hayatın bütün bu gereksinimleri ve kullanımları göz önünde tutulmalı ve ilk günden itibaren master plana dahil edilmeli ki herkese “insani sürdürülebilirlik” yürünülebilirlik sunacak şekilde merkezi lokasyonlara yerleştirilebilsinler.

Cephe Hikayeleri ile Bağdat Caddesi'nde Kentsel Dönüşüm

gereklilik...

Kentsel dönüşüm, geniş gecekondu alanlarının GYO’lar ve TOKİ tarafından dönüştürülme projelerini takiben parsel ölçeğine indi; Bağdat Caddesi ve çevresindeki yapılar da söz konusu dönüşümden payını almaya başladı. Bu dönüşümü, yaşamımızda uzun süre yer alacak ve bu alanın dokusunu belirleyecek cepheler üzerinden değerlendiriyor ve gözlemlerimizi paylaşıyoruz.

Kadıköy’de 30.000’in üzerinde binanın sağlam olmadığı tahmin ediliyor. Bu tahminler yapılırken; yapıların 40-50 yıllık olmaları, elde karılmış beton kullanılması ve statik hesaplarının 2007’de yönetmeliklerle değişen betonarme hesaplarına uymaması değerlendiriliyor. Bunun yanında Kadıköy Belediyesi’nden alınan bilgilere göre Cadde ve çevresindeki zemin genellikle sağlam.

G1 Bağdat Caddesi üzerinde zamanın modern mimarlık örneklerinden biri
G2 Bağdat Caddesi üzerinde işyerine dönüşen konut örneği. Her işyerinin kendi arzusuna göre yerleştirdiği tabela kalabalığını ve değiştirdiği doğramaları görüyoruz. Bunun yanında cephe o kadar karakterli tasarlanmış ki tüm bu müdahalelere rağmen estetiğini koruyor.
G3 Mevcut ağaç dokusu

doku...

Bu bölgedeki binaların bir kısmı; geniş pencereleri, narin demir işçiliği ile bezeli balkonları, yalın ama düşünülerek tasarlanmış cepheleri ile zamanının örnek modern konut mimarisini temsil ediyordu. (Görsel-1) Cadde üzerindeki eski yapıların birçoğu, konuttan işyerine dönüştürüldüğü için değişen ihtiyaçlar doğrultusunda işyerlerinin müdahaleleri ile zamanla cepheleri değiştirilmiş. (Görsel-2)

Bağdat Caddesi, sokakları planlı, kaldırımları geniş, çocuk arabasıyla rahat yürünebilen, kırmızı ışıkta durulan, yayaya saygılı, kaldırımları ağaç gölgeli, kendine özgü atmosferi olan bir yer. Şimdi kısmen şantiyeye dönen Cadde, sokaklardan zor dönen sarı kamyonlarla burun buruna geldiğimiz, araçları park ederken “Acaba üzerine şantiyeden bir şey düşer mi?” dediğimiz bir bölgeye/mahalleye dönüştü. Üstelik yapılı çevre kadar Cadde’nin mevcut ağaç dokusunun da bu dönüşümden payını aldığı söylenebilir.

Cadde’nin geniş kaldırımlarında boydan boya uzanan büyük ağaçlar, burada yürüyüşü keyifli kılıyor. (Görsel-3) Ancak apartman bahçelerinde yer alan ağaçlar, artan otopark ihtiyacı ile genişleyen bodrum kat otoparkları yüzünden kesiliyor. Oysa bahçelerdeki ağaçlar bir yandan yeşil dalları ile güneş filtresi görevi görürken, yakın duran konutların görsel mahremiyetini de sağlıyordu.

değişim... dönüşüm...

Parsel ölçeğinde devam eden dönüşümde işin içine müteahhit karları da girince mal sahiplerinin konut birimleri giderek küçülüyor. Yüksekliği artan bloklara yangın yönetmeliği gereği genel merdivenin yanında yangın merdiveninin eklenmesi de bu küçülmede etken bir faktör. Bazı kat planlarında alan darlığı nedeniyle yangın merdivenlerine kaçışlar yatak odalarından açılan bir kapıyla yapılıyor. Gerçekte bu kaçışların önünün kapanmaması gerekiyor ve pratikte kullanılabilirliği şüpheli.

Bu boyutsal sıkışıklık yenilikçi/özgün planlama şemalarının ve biçimlenmelerin önünü tıkıyor. GYODER’in verilerine göre son 15 yılda Türkiye’de konut büyüklükleri yaklaşık 22 m2 küçüldü. Parsel bazında yenileme devam ettikçe küçülme de devam edecek gibi görünüyor. Acaba hane halkı büyüklüğü de aynı oranda düşüyor mu? Hane halkı yapısında bu küçülmeyi destekleyecek bir dönüşüm var mı? Varsa bu dönüşümün konutun biçimlenmesine katkısı nedir? Yoksa bu zoraki küçülme karşısında kullanıcılar, hane halkları ne tür uyum stratejileri geliştiriyorlar, bu durumla nasıl başa çıkıyorlar? Tüm bu sorular üzerinde düşünmek gerekiyor.

Bir master planı olmayan kent adeta yamanarak, parçacı müdahalelerle dönüştüğü için mimarın işi de oldukça zor çünkü yapılan iş hem mahallenin geleceğine yönelik bir öngörü, hem de yukarıda sözü geçen kısıtlarla uğraşmak için zaman ve beceri gerektiriyor. Burada bölgenin dönüşümünden sorumlu yegane aktörün mimarlar olmadığı da çok açık. Acaba yıkılan yapıların mal sahipleri müteahhitlerle konuşup iç mekân malzemeleri ile ilgili seçimlerini şartnamelere koydururken yeni yapının görünüşü, estetiği ile ilgili taleplerde de bulunuyorlar mı? Yoksa sadece daire büyüklükleri, metrekareler ve dairelerin
manzarasıyla mı ilgililer? Cadde’de yaşayanlar Türkiye ve İstanbul şartları değerlendirildiğinde iyi eğitimli, orta-üst gelir grubuna mensup bireyler olsalar da hem konuyla ilgili deneyimsizlikleri hem Türkiye’nin genel sorunu olan (yapılı) çevre kültürü eksikliği bu bölgede de kendini gösteriyor. Biz burada dönüşümü bir arayüz olarak oldukça önemsediğimiz cepheler üzerinden ele almayı hedefliyoruz.

cepheler...

Cadde’de 5 katlı binalar tasarlamaya ve inşa etmeye alışık olan mimar ve müteahhitler, 10-12 katlı yapılar için 5 katlı apartmanları adeta üst üste koyarak bu yüksekliğe ulaşıveriyorlar. Ustalar alışık olduğu yöntemlerle çalışmaya, müteahhitler alışık oldukları cephe malzemelerini kullanmaya devam edebiliyorlar. Oysa 10-12 katlı bir konut bloğunun tasarımı 4-5 katlı apartman bloğu tasarımından farklı ele alınmalı. Tüm bunların yanında koşulları zorlayan özgün
cephe denemelerine de yer yer rastladık. Mimarın tasarım yeteneğini tasarladığı cephede görebilirsiniz. Dış mekânla ya da bir başka ifadeyle kamusal alanla iç mekân arasında binanın derisi/giysisi gibi yer alan cephe, iklim konforumuzu, ışığı, manzarayı, enerji tüketimimizi dolayısıyla bütçemizi etkilediği gibi çevresi ve sokakla, mimari ve sosyal bir iletişime girer. Örneğin, pahalı malzemeler ve zor yapım tekniklerinin başarı ile uygulanması lüksü, masif duvar bir
cephe içine kapalı kasvetli bir binayı, devasa oranlı cephe binanın eziciliğini, cephenin girişinde yer alan su ve doğa elemanları doğaya ve insana saygılı bir dili çağrıştırabilir.

Cadde’de Kentsel Dönüşümle Değişen Cepheler...
Dünya küçüldü. Artık her yerden anında haber alıyor, her yere ulaşabiliyoruz. Gelişen yapı teknolojileri tüm dünyaya yayılıp yeni tasarımların ve uygulamaların önünü açıyor. Bu noktadan hareketle dünyanın çeşitli ülkelerinden 5-15 katlı konut cephe örneklerini, alternatiflerini seçtik ve
Cadde’deki yeni uygulamalarla birlikte değerlendirelim istedik. Kuşkusuz örnekler burada seçilenlerle sınırlı değil. Sınır ancak tasarımcının hayal gücü olabilir.

A-HACİMLENEN KABUK
Dünyadaki yeni eğilimlerden biri binanın dış kabuğunun adeta hacim kazanarak hem tekil birimlerin açık alanı yani balkon, hem de güneş kırıcı olarak kullanılması. (Görsel-4) Parsel darlığından ötürü kabuğun pek hacimlenemediği ve Fransız Balkonuna dönüştüğü bir örneğe Cadde’de de
rastladık. (Görsel-5)
 
G4 Avustralya’da konut, 2014, Love Mimarlık
G5 Suadiye, Bağdat Caddesi, Öncü Sokak
G6 İspanya’da konut, 2012 Lola Doménech © Adrià Goula
G7 Çetin Emeç Bulvarı (Sahil Yolu), EAA Mimarlık. Mimari proje ekibinin aktarımına göre, iki konut bloğundan oluşan bu projede Suadiye’nin kentsel belleğinde önemli bir yer tutan Modern Mimari Akım’ın ‘beyaz kutu’ları ile ilişki kurmayı hedeflenmiş. Kara tarafındaki yüksek blok cephesini tamamen kaplayan kayar katlanır paneller, soyut beyaz kutu imgesini kuran ana elemanlar.
B-PANELLERLE HAREKETLENEN CEPHE

Ülkemizdeki gibi ılıman iklimlerde, güneş alan cephelerde zaman zaman güneşi kesebilmek, bazen de mahremiyet adına kayar gölge paneller kullanılır. Bu paneller kimi zaman tüm cepheyi kaplayarak cephe karakterini belirler. (Görsel-6) Agah Efendi Sokak’ta benzer bir cephe yaklaşımına rastladık. Cephede hareketli panelleri görebilirsiniz. (Görsel-7)
 
G9 Bağdat Caddesi Öncü Sokak
G10 Erenköy, Bağdat Caddesi Ömer Paşa Sokak

G8 Macallen Konut Binası, Boston, 2007 DA Mimarlık Ofisi © John Horner

C-RİTMİK CEPHELER

Yurt dışında cephe hareketinin bir tasarım elemanı olarak kullanımında ritmik olarak tekrar eden yaklaşım, cephe yüzeyini kumaş gibi kaplıyor. Cadde ve çevresindeki örneklerde ise, aynı hareketin değişmeden cephe yüzeyini kumaş gibi kapladığını görüyoruz. (Görsel-8) Cadde’de çoğu kez kule binaların cephelerinin küçüklüğüne, darlığına rağmen birden fazla ritmin (ve bazen ritimsizliğin) aynı cephede kalabalık olarak yer aldığı görülüyor. (Görsel-9) Hareketli cephede ritmin dönüşerek tekrar ettiği iyi örnekler de var. (Görsel-10)

G11 Tayvan’da Konut, 2009 © CCL Mimarlık ve Ortakları
G12 Bağdat Caddesi, Nihat Kızıltan Sokak. Köşede balkon ve Fransız balkonlarının olduğu parça, açıyla çıkma yapan parçadan ayrı duruyor.

G14 Bağdat Caddesi Kitapçı Sokak
G15 Bağdat Caddesi Haldun Taner Sokak - G17
G13 Bükreş Mora Evi, 2014 ADNBA Mimarlık Ofisi
G16 Bağdat Caddesi Çam Fıstığı Sokak

E-ŞAŞIRTMALI AÇIKLIKLARA SAHİP CEPHELER

Özellikle şaşırtmalı açıklıklara sahip cepheler alan kaybetme endişesi yaşayan taraflar düşünüldüğünde en fazla rastlamayı umduğumuz cephe tipolojisi idi. Ancak bu cepheler de mekân örgütlenmesine yönelik bir çeşitlilik ve dinamizm gerektiriyor. (Görsel-13) Cephelerin monotonluğu bize mekân örgütlenmesine yönelik basmakalıp şemaların sürdüğünü düşündürüyor. (Görsel-14 ve 15) Daha çok Nişantaşı’nda çok daha küçük parsellerde rastlamaya alışık olduğumuz strafor ve GRC cephe süslemeleri de Cadde’nin karakterine yabancı kalıyor. (Görsel-16)

Son Katlarda Hafif Çıkma Yapan Cepheler...
Deniz manzarası olan üst katlarda genişleyen cephe örneklerine pek çok şehirde rastlanıyor. Yalnız daire büyüklüğünü merkeze alarak üst katlarda çıkma yapan bir örneğe dünyada ulaşamadık. Rastladığımız örneklerde çıkma yapılırken birimin büyüklüğü ve dairenin kime ait olduğuna değil, binanın estetiğine odaklanılıyor. Bağdat Caddesi’nde örneğini gördüğümüz bu tasarım yaklaşımıyla ilgili temsili çizim durumu özetliyor. (Görsel-17)

G18 Londra’da konut, 2015 Lynch Mimarlık
G19 Solaris, Singapur Fen Merkezi, 2010, Hamzah & Yeang. Bu yapıda doğal havalandırma, her katta devam eden yeşil kat bahçeleri, güneş ışığından optimum yararlanma sağlarken, yapının enerji ihtiyacını %36 düşürmüş. © T. R. Hamzah & Yeang Sdn. Bhd.

Cadde’de olmayanlar...
Yönetmelikler ve sınırlı alan kullanımından dolayı Cadde’de uygulanması neredeyse olanaksız cephe örnekleri de var.

Çift Cidar / Yükseltilmiş Teraslar...
Dünyanın çeşitli yerlerinde görülen bir başka eğilim de binanın çeperinde ikinci cidar, yarı gölgelikli ara bölge tasarlanarak terasların binaya entegre edilmesi çabası. (Görsel-18) Her ne kadar konut birimlerinin mahremiyeti için teraslar arasında zaman zaman ara bölücüler kullanılsa da hem birimler arası ilişkiselliğin esnekliği bakımından hem de iklim kontrolü açısından önemli avantajları var. Tabii ev sahipleri ile müteahhitler arasında en önemli ihtilafın konut büyüklüğü ya da kaybedilen alan bazında yaşandığı Cadde için bunun oldukça ütopik göründüğünü de eklemek gerek.

Belki yavaş yavaş rastlamaya başladığımız birkaç parselin birlikte kullanıldığı durumlarda karşımıza çıkabilir.

Henüz Cadde’de olmayan diğer cephe örnekleri büyük terasların cepheye taşındığı yeşil teraslı cepheler ve ileri geri hareket eden katlar. Bu ikisi maksimum emsal kullanımından dolayı yakın gelecekte görmeyi pek de ummadığımız cephe biçimlenmeleri.

G20 Küp, Beyrut, 2015, Orange Mimarlık © Matthijs van Roon

Yeşil Teraslı Ekolojik Binalar...
Bu konu cephe tasarımından çok daha geniş kapsamlı. Bu tip binalarda toprak serilmiş alanlarda küçük ağaçlar için teraslar oluştururken, yapının minimum enerji harcayarak, optimum ısıtılması, soğutulması ve havalandırılması sağlanıyor. (Görsel-19) Fizibilitesini (ilk yatırım maliyeti, bakım maliyeti ve satış geliri vb.) sağlamak zor olduğu için çoğunlukla zihin egzersizi olarak kalan bu yapılar çok yakında belli bir olgunluğa erişerek hayatımıza girecek. Enerji bilinçli tasarımı kentsel dönüşüme entegre edebilirsek tüm şehrin enerji ihtiyacını azaltabiliriz.

Özgürce Hareket Eden Çıkmalar...
Deprem yönetmelikleri, üstü kapalı terasların emsal alanına girmesi gibi koşulların sağlanması gerekliliği göz önüne alındığında Cadde için zorlayıcı bir çözüm olabilir. ■


kentsel dönüşüm...

TG + P olarak kentsel dönüşümü zaman içinde ilgisizlikten köhneleşmiş, güvensiz duruma gelmiş, fiziksel ve sosyal yönden tahrip olmuş mahallelerin veya semtlerin özel sektör ve kamu ile birlikte çalışarak sosyal, ekonomik ve ekolojik yönden tekrar diriltilmesinde iyi bir fırsat olarak görüyoruz. Sonuçta, başarılı ve sürdürülebilir bir kentsel dönüşüm için sadece fiziki çevre ve proje alanındaki yapıların, yolların yenilenmesi yetmez. Başarılı bir kentsel dönüşüm, küçük bir kıvılcım veya bir dizi katalitik faaliyetle başlayan fiziki çevre ve yapı değişiminin etki alanını büyüterek ilerleyip daha başka planlı veya planlanmamış pozitif olaylara ve sonuçlara sebep olmasıdır. Bu aslında tamamen, dönüşüm yerinin ve oradaki yaşamın sosyal, fiziksel, kültürel ve ekonomik anlamda son derece bütüncül ve kapsamlı bir anlayışla baştan sona değişimiyle ilgili.


öncelikler...

Her kentsel dönüşüm projesinde ilk hedefimiz hak sahipleri, mahalle sakinleri ve geliştirici firmanın ihtiyaçlarını ve hedeflerini anlamak. İşe, proje paydaşlarına sorduğumuz şu sorularla başlarız:

- Mahallenizin, sokağınızın en sevdiğiniz yönleri neler?
- Sevmediğiniz yönleri neler?

Aslında biz işe, orada yaşayanları dinleyerek başlarız. Dönüşümden direk etkilenecek yerel halkın “istek ve ihtiyaçları”nı dinleyip; öğrenerek o coğrafyaya ve onlara özel en iyi çözümü oluşturabiliriz.

Sonra, taşınması muhtemel sakinlere mümkün olan en az rahatsızlık verilmesi koşulu ile kentsel dönüşüm hedeflerini nasıl gerçekleştirebileceğimizi düşünmeye başlarız. Bu aşamada cevaplamamız gereken sorular şunlar olur:

- Nasıl bir yoğunluk gerçekleştirmeliyiz ki mahalle, semt sakinleri ve aileler en az düzeyde zarar görsün?

- Yer değiştirmeyi en aza indirecek şekilde projeyi etaplara bölebilir miyiz?

Aynı zamanda, yolları, binaları, çevreyi tasarlamamıza yardım edecek yerel kentsel doku, kentsel form, mevcut ölçek, bina tipi, stil, yoğunluk ve farklı kullanım konularını da düşünmek zorundayız. Özetle, şu soruları sorarız:

- İnsanlar günlük ihtiyaçlarını karşılamak için evlerinden otobüse, metroya, alışverişe, işe, okula, camiye ve semtin diğer sosyal donatılarına yürüyerek erişebilirler mi?

- Konut, ofis, ticari ve diğer elzem kullanımları semt sakinlerine kolaylık ve destek sunacak şekilde ve aynı zamanda yaşam kalitelerini yükseltecek şekilde nasıl harmanlarız?

- İnsanların yaşadıkları mahalleyi ‘yuva’ olarak görmesi için, rahat mutlu ve güvenli bir yaşam için yapıların dışında ne tür sokaklar, parklar, altyapı ve kamusal parklara, açık alanlara ihtiyaç var?

- Orada yaşayanların mevcut ve gelecekteki ihtiyaçlarını sürdürülebilir şekilde karşılayacak yapı teknolojileri ve sistemlerini kullanan modern ve güvenli yapıları nasıl inşa edebiliriz?

Bu soruların cevaplarını bulup master planda ve binalarda uygulayarak kentsel dönüşüm alanlarında master plan ve mimari tasarım yoluyla sosyal,ekonomik, fiziksel, ekolojik ve sürdürülebilir çözümler yaratabiliriz.


yeni yapılanma ve mevcut dokunun dengesi...

Biz Türkiye’de çalıştığımız kentsel dönüşüm projelerinde, eski ve dayanıksız yapıları modern yapı standartları ve teknikleri uygulayarak depreme dayanıklı, güvenli yapılarla değiştirmeyi taahhüt ediyoruz. Her kentsel dönüşümün özü olan “yeni başlangıç” bize orada yaşayan yerel halkın, alışkanlıkları, oraya has yaşam biçimleri, gelenek ve kültürlerini öğrenme fırsatı verir. Geçmişten gelen iyi, köklü değerleri, o mahalleye, semte has gelenekleri ve yaşam biçimini koruyarak bu bütüncül sosyal dokuyu yeni tasarımımıza katarız. Benliğini korumuş aynı zamanda geleceğine, mahallesine, şehrine ve geniş ölçekte topluma hizmet eden kentsel dönüşümler bizim amacımız. Dönüşümlerde sosyal ve ekonomik başarının sürdürebilir olması için hak sahiplerinin yeni evlerinin inşası için gereken kaynakları ve aynı zamanda semti daha yüksek yoğunlukta inşa etmek için gereken ekonomik teşvikleri de yaratmak zorundayız. Sıklıkla kentsel dönüşümlerde esas üstesinden gelinmesi gereken konu daha çok işin sosyal boyutu. Şöyle ki, asıl başarı dönüştürülen mahalle veya semtlerin eski sosyal dokusuna, yaşantısına ve kültürel kimliğine hiç kopukluk olmamışçasına doğal olarak tekrar bağlanması.


Kentsel planlamada tüm çabalarımızın temeli ve ana endişemiz “mekân algısı, mekânın hissi” duygusunu yaratmak ki bu özellik daha ileri giderek kamusal mekânı şekillendiren ve birbiriyle bağlantılı fiziksel unsurlar, mekânsal hiyerarşinin tümü olarak tanımlanabilir. Her şeyden önce, biz plan ölçeğinde kent mekânlarını, mutlaka olması gereken kamusal, sivil, umumi ve kişisel anlamda tanımlıyoruz. Böylece kentin mutlak kamusal mekânları, binalar ve aralarında kalan açık alanlar yardımı ile var ediliyor ve temellendiriliyor. Çevresiyle doğrudan ilişkilenen ve vurgulanan plan ve tasarım güçleniyor. Böylesi bütüncül yaklaşımla tasarlanan sokaklar, mahalleler, semtler aynı zamanda karma kullanımlı modern binalarla donatılmış, insanların sokaklarında ahenk ve huzurla dolaştığı, yaşadığı, işe,okula, alışverişe, pazara, camiye güvenle gidebildiği ve günlük ihtiyaçlarını yürüyerek kolaylıkla karşılayabildiği, canlı, 24 saat
yaşanan yerlere dönüşüyor.


TG + P’ın kentsel dönüşüm yaklaşımı, projenin bulunduğu çevrenin kentsel ve tarihsel dokusunun en ince ayrıntısına kadar incelenmesi ile ve yeni projenin çevre ile olan bağının mevcuttaki yapılaşma ve yerel yaşam alışkanlıklarının bilinçli bir şekilde değerlendirilmesi ile oluşur. Bu değerleme şunları içerir:

• Mevcut yapılaşmada şehrin içinde kalan kamusal alanların varlığını zenginleştirmek için, tarihi dokuyu dikkatle koruyan, pekiştiren ve aynı zamanda bu dokuyu tamamlayan sokak tipolojileri, açık yeşil alanlar ve umumi parklar tasarlamak;

• Hem dönüşüm projesi sınırları içinde hem de çevre sınırlarında, çeperlerde, kamusal, sivil, umumi ve kişisel mekânları/alanları net şekilde tanımlamak;

• Yürümeyi teşvik eden tasarımı hem proje sınırında hem de parsel, ada içinde kullanarak ve yaya deneyimini zenginleştirerek, yeni yapılaşma ve komşu çevre arasındaki bağlantıyı kuvvetlendirmek;

• Dönüşümün kendisini çevreleyen komşu yapılaşmaya, semt dokusuna yeniden entegrasyonunda; uygun kütle, ölçek, bina kat sayısı gibi tasarım ilkelerini doğru uygulamak ve aynı zamanda dönüşüme hak ettiği değeri veren, kentsel kimliğini yaratan, iyi tasarlanmış sokaklar ve bina cepheleri tasarlamak;

• Yaşam kalitesini yükselten ve destekleyen ve cazibeli konut ve iş yeri ihtiyacını, yine ev, ofis, ticari, eğitim ve benzeri karma kullanımları dikkatle seçip kullanarak yaratmak;

• Yeni sokakları, mahalleleri ve binaları tasarlarken proje sınırları dışında kalan komşu çevrenin varlığını sürdürmesini açısından, mevcut yapılaşma ve yaşam alışkanlıklarına saygı göstererek dönüştürmek.


‘Yaşam kalitesinin’ yüksek olduğu kentsel dönüşümlerde önemli diğer bir kilit taşı da günlük ihtiyaçların kolaylıkla karşılanabilmesini sağlayan karma kullanımların birbirleri ile bağlantısının kesintisiz ve akıcı olma zorunluluğudur. Dönüşümde hak sahiplerine verilecek konutlar ve geliştiriciye ait, piyasaya sürülecek ekstra konutlara ilaveten ticari ve sosyal donatılarda mutlaka hesaba katılmalı ve alışverişe, açık ve kapalı sosyal donatılara, camiye, okula, parka ve işyerlerine yürüme imkanları sunan, plansal çözümler kullanılmalıdır. Bu tip bütüncül çözümler günlük hayata sağladıkları kolaylığın yanı sıra aynı zamanda iş ve ticaret fırsatları sağlayarak yerel ekonomi üzerinde olumlu etki yaratıyorlar.

Sonuçta ortaklaşa tüm paylaşanların kararları ile planlanan dönüşüm sosyal, fiziksel, ekonomik ve ekolojik açıdan canlı ve sürdürülebilir toplumlar, mahalleler yaratmalı. Bundan emin olmamız gerekir. Günlük hayatın bütün bu gereksinimleri ve kullanımları göz önünde tutulmalı ve ilk günden itibaren master plana dahil edilmeli ki herkese “insani sürdürülebilirlik” yürünülebilirlik sunacak şekilde merkezi lokasyonlara yerleştirilebilsinler.

Biz TG + P olarak bütün bu dengelenmiş tasarım ve karar verme süreci boyunca geliştirici firmayı hem mal sahiplerinden hem de belediyeden alması gereken onaylarda ve projenin vizyonunu en iyi şekilde anlaşılması için planlama ve tasarım çalışmalarımızla destekleriz. Bu tasarım çalışmaları olmadan hak sahiplerinin ve diğer paydaşların uzlaşmasını sağlama çabaları çoğunlukla başarılı olmayacaktır. ■