Gunter FLEITZ & Peter IPPOLITO

KP49
KP

● Öncelikle size tanımak isteriz. Bize kariyerinizi ve tasarıma nasıl başladığınızı anlatır mısınız?

Gunter Fleitz: Benim sanat ve sanat tarihine olan ilgim erken yaşta başladı. Çocukluk ve gençliğimde Avrupa’da çok seyahat ettiğim için şanslıydım. Seyahatlerimde gördüğüm mimari hazineler üzerimde kalıcı bir izlenim bıraktı ve biçimlendirici bir etkisi oldu. Sonuç olarak gitmek istediğim yolun bu olduğunu farkettim.

Peter Ippolito: Liseden mezun olduktan sonra çok çeşitli şeyler denedim. Bir ara şarap taciri olarak, bir de inşaatta çalıştım. Sonra kelimenin tam anlamıyla bir gecede, orada gerçekten ne yapmak istediğimi bilmeksizin Paris’e gitmeye karar verdim. Hiçbir şey yapmak zorunda olmama özgürlüğü bana şehri kendi başıma keşfetmem için zaman tanıdı. Bir noktada, mimar olacağımın farkına vardım.

Mezun olduktan hemen sonra kendi işimizi kurduk Bu fikrimiz, nesnelere yalnızca bir mimarın perspektifinden bakmamak içindi. Ve disiplinlerarası biçimde çalışmak istedik. Başlangıçta başka iki ortakla birlikte yola koyulduk. Sonra 2002’de, ikimiz Ippolito Fleitz Group’u kurduk. Temel iş değerlerimiz her zaman olduğu gibi bugün de aynı şekilde: Disiplinlerarası yaklaşım, çok yönlü düşünmek, ne kadar fantastik olurlarsa olsunlar fikirleri kabul etmek, kimlik mimarları olmak.

Not Guilty, Zürih

● İç mekân/iç mimari sizin için ne ifade ediyor?

Ne tasarlarsak tasarlayalım, daima iletişim. Her mekânı inşa edilmiş iletişim olarak anlarız. İzlenimlerin belli bir tavır yarattığı, gönderici ve alıcının karşılıklı etkileşimi, nasıl algılandığı… Bunlar işlerimizin anahtar temaları ve hepsi iletişimle ilgili.

● Bir iç mekân projesine başlarken projeye yaklaşımınız nasıl oluyor? İşe nasıl başlıyorsunuz?

İlk iş olarak projenin gerçekten ne hakkında olduğunu anlamaya çalışırız. Müşteriyi motive eden nedir, faaliyet gösterdiği dünya neye benzer? Bunun sonucu bütün parametreleri içeren çok yönlü bir resimdir. İkinci adım, çalışmalarımızın başlangıç noktası olacak kuvvetli bir fikri formüle etmek. Sıklıkla tek bir fikri formüle etmekle kalmayız, müşterilerimize aralarından seçim yapabilecekleri birçok fikir sunarız. Müşteri bir yönde karar kıldığında onunla yeni bir diyaloğa gireriz. Sonra sonucun doğrulamasını yapar ve eğer gerek olursa soruları en baştan tekrar sormaya başlarız.

Palace of International Forums, Taşkent

● Mimari, iç mekân ve ürün tasarımlarınız var. İlk bakışta tüm bunlarbirbirinden farklı gibi görünüyor. Endüstriyel tasarım ile mimari pratik arasında nasıl bir ilişki var? Birbirlerini nasıl etkiliyorlar?

Firmamız geniş, çok yönlü düşünme yaklaşımını tarif etmek üzere ‘Kimlik Mimarları’ deyimini geliştirdi. Ancak, konsept yönelimli yaklaşımın üstünde ve ötesinde, işlerimizin kalitesi her biri kendi alanında uzmanlaşmış olan çalışanlarımızın kalitesinden ileri geliyor. Firmamızı bu kadar özel yapan bu diyalektik. Olağanüstü bir şekilde ince ayrıntıları yakalarken aynı zamanda büyük resmi algılama yeteneği.

Rathaus Schorndorf

● Ofis projeleri portfolyonuzda önemli bir yer tutuyor. Ofiste verimliliği arttırmak için tasarım yaparken göz önüne aldığınız noktalar neler?

Dijital iş araçlarımızın küçülmesi birçok sonuca yol açıyor: İş istasyonları küçülüyor ve işlerimiz daha mobil hale geliyor. Bugün birçoğumuz artık masalarımıza mahkum değiliz. Bunun yerine değişik yerlerde, büroda, binada, kafede, havaalanında çalışabiliriz. Üstelik telekomünikasyonun her yerde mevcut olması ve ev ofisler çalışma günlerini çok daha esnek hale getirdi. Bazı firmalar alıştığımız kişisel iş istasyonu tahsisinden kurtulup bir yere bağlı olmayan masa sistemleri kurarak bu değişen koşullara cevap veriyor. Ve her çalışan her zaman ofiste fiziksel olarak bulunmadığı için, daha az sayıda iş istasyonu yeterli oluyor. Teknoloji boyut olarak küçülmeye devam ettikçe ve çalışanlar daha fazla mobilite sağlamak için ihtiyaç duydukları fiziksel araçları kısıtladıkça gerçekten ihtiyaç duyulan hacim azalıyor. Dolayısıyla mevcut hacimler çok daha verimli kullanılıyor. Aynı zamanda, iş istasyonu tasarımını her bir kullanıcıya bireysel olarak uyarlanabilecek ve ölçeklenebilir şekilde sağlamak burada çözülmesi gereken önemli bir sorun. Bütün bunlar, çalışma ortamı inşasını nasıl yapacağımız yolundaki düşüncemizi değiştiriyor. Bir tarafta hacim daha verimli kullanılabilir ki bu emlak piyasası tarafında fantastik cevaplar almanıza yol açıyor. Diğer tarafta işimizin değişen taleplerine uyacak yeni tipolojiler geliştirme ihtiyacı duyuyoruz.

● Pek çok restoran tasarımına da imza attınız. Restoran tasarımındaki son trendler hakkında neler düşünüyorsunuz?

Tasarımın uzun bir süredir günlük kültürün ayrılmaz bir parçası olduğu ve trendlerin çok daha hızlı değiştiği bir çağda, ayakta kalmak giderek daha da zorlaşıyor. Dolayısıyla, mekânın doğrudan deneyimlenebilir, hemen hatırlanabilir ve hakkında konuşmaya değer bir yer olmasını sağlamak için konseptlere oldukça kararlı bir tavır ve kişilikle bağlı kalmak daha çok önem kazanıyor. Hızlı dünyamızda, otantiklik ve anlatacak bir öyküsü olmak giderek artan şekilde hayati önem taşıyor. Bir tarafta mekânda sunulacak yemeğin duyulara ve duygulara aktarılması, hazırlık sürecinin aşamaları olduğu kadar sürdürülebilirlik konseptlerinin bitmez tükenmez gelişimi. Diğer tarafta ise süreç ve deneyimlerin artan bir şekilde dijitalize olması.

● Son dönemdeki projeleriniz neler?

Şu anda Asya pazarı ve özelikle Çin konusunda heyecan duyuyoruz. Orada Adidas ve Walter Knoll gibi uluslararası markaların kurumsal mimarilerinden sorumluyuz. Fakat özellikle yerel hedef gruplar için geliştirme yapmakta olduğumuz Çin markaları Bolon, dada veya Keer için heyecan duyuyoruz. Moskova’da yeni bir alışveriş merkezi için de çalışıyoruz, Alman indirim marketi Lidl için genel merkez tasarlıyoruz ve İsviçre markası Marche için çeşitli restoran konseptleri geliştiriyoruz.

● Son olarak, genç tasarımcılara neler tavsiye edersiniz?

Gözlerini açık tut ve etrafına bak. Tartışmalara katıl, diğer düşünce biçimlerini kabul et, öz eleştirel ol. Ve son olarak: Sadece yap. ■