Gönye Proje Tasarım

KP39
KP
● Öncelikle sizi ve Gönye’yi tanıyabilir miyiz?
Yelin EVCEN: İTÜ mimarlık mezunuyum, farklı şirketlerde ve neredeyse iç mimarinin her alanında çalıştım diyebilirim. 2004 senesinde Gönül ile tanıştık sonrasında 5 sene farklı bir şirkette birlikte görev yaptık. 2010 yılında oradan ayrılmaya karar verdik ve Gönül ve Yelin isimlerinden oluşan Gönye'yi kurduk. O zaman için büyük bir riskti belki; kurulu bir düzeni bıraktık ama şimdi çok memnunuz ve iyi ki de yapmışız diyoruz.

Gönül ARDAL: Mimar Sinan Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü’nden 2000 yılında mezun oldum. Üniversitede okurken çalışmaya başladım ve çeşitli mimarlık firmalarında tecrübe kazandıktan sonra 2004 yılında Yelin'le tanıştık ve üç ortaklı olarak kurduğumuz ilk firmamızda ortaklığımız başladı. 10 yıldır hem çok iyi ortak hem de çok iyi dost olduk. 2004 yılından 2010 yılına kadar kurduğumuz ilk firmamızda çalıştıktan sonra iş birliğimizin çok iyi devam etmesi sonucu birlikte ilerlemeye karar verdik. Bizim hem araç olarak çok kullandığımız hem de isimlerimizin ilk hecelerinden oluşan Gönye’yi firma ismimiz olarak belirledik ve Gönye Proje Tasarım’ı kurduk. 4 yıldır da Gönye Tasarım'da Yelin ile ve ekibimize katılan arkadaşlarımızla birlikte hedeflerimize ulaşmak yolunda çalışmaya devam ediyoruz.

● Çalışan olarak bir yerde mimarlık yapmakla kurucu/işveren/ ortak kimliği arasında nasıl bir kıyaslama yaparsınız?

Yelin EVCEN: Bir mimar olarak iyi olduğunuzu düşünebilirsiniz yaptığınız işlere bakarak ama işin yöneticilik kısmı, bir ekip oluşturmak, şirketi bir noktadan diğerine taşımak ve ticari boyutu dengelemek tamamen başka bir iş. Bunun için işletme, finans, insan kaynakları alanlarını da bilmeniz gerekiyor. Bu şekilde birçok konu var ve bir noktadan başlayınca zaman içerisinde yavaş yavaş öğrenerek devam ediyorsunuz. Biz bu 10 sene içinde ufak adımlarla bir şeyler öğrendik, işimizi iyi yaptığımıza inandığımız noktada da bu şirketi büyütmemiz ve geliştirmemiz gerekiyor dedik. Bunun için ne yapabiliriz arayışına girdik. Şimdi kurumsallaşmaya yönelik pek çok detay çalışıyoruz. Bunların hepsi bir büyük pencereden bakmamızı sağlayabilmek için. Hedefimiz kurumsal bir şirket olarak küresel bir tasarım firması haline gelmek, dünyanın farklı bölgelerinde güzel projelere imza atmak. Dolayısıyla bunun için bir altyapı oluşması gerekiyor. Çalışırken bir sürü detayla uğraşıyoruz; belki de “ne gerek var ki bu kadar kurala ve sistematiğe” diye düşünülebilir. Bunların hepsi Gönye Tasarım’ın kurumsal bir şekilde büyüyerek dünyada iş yapabilir bir firma haline gelmesi için.

● Hedef ve gerçekleşenleri değerlendirme konusu da bu kapsamda mı oluştu? Bu süreç nasıl gerçekleşiyor?

Yelin EVCEN: 2013 yılında bizimle birlikte olan arkadaşlarımızla bu seneki hedeflerimizi paylaşmıştık. Bu toplantı ne kadarını gerçekleştirdiğimizi daha iyi görmek için.

Gönül ARDAL: 2013 yılının başında hedeflerimizi oluşturduğumuz ve tüm yılı değerlendirdiğimiz bir toplantı düzenledik. Bugünkü de bu anlamda ikinci toplantımız. Haziran 2013’de Yasemin Sungur’dan iletişim ve yönetim danışmanlığı almaya başladık. Bu destekle sistemimiz geçen yıla göre biraz daha farklılaştı.

2013 yılında kazanç hedeflerimizin yanı sıra firma bilinirliğimizi arttırmak üzere bazı konu başlıkları belirlemiştik. Onlardan biri de yeni yatırımcılarla çalışmaya başlamaktı. Tüm yılı değerlendirdiğimizde toplam 12 yeni inşaat firmasıyla iç mimari çözüm ortağı olarak çalışmaya başladığımızı ve yeni projelerinde de çalışmaya devam ettiğimizi görüyoruz.

Yelin EVCEN: Genelde yaptığımız işler birbirine referans olduğu için bir firmayla çalışmaya başladığımızda arka arkaya 5-6 proje gerçekleştiriyoruz. Bunu artık işimizin bir standardı olarak görerek, çalıştığımız firmalara ek olarak yeni firmalarla çalışmayı hedefledik.

Bunların dışında İstanbul'da bildiğiniz gibi çok yeni yerleşim bölgeleri var. Dolayısıyla; bizim Avrupa yakası ve Güneşli'den Beylikdüzü'ne kadar çalıştığımız bir çok proje oldu. Anadolu yakasında da Kartal bölgelerinde projelerimiz vardı fakat biz İstanbul'un merkezindeki iyi projelerde de yer almak istiyorduk. O anlamda da Beşiktaş'ta Tahincioğlu grupla birlikte çalıştığımız hâlâ devam eden Nidapark Beşiktaş projemiz var. Sur Yapı'nın Çamlıca’da bulunan Exen projesinde örnek daire çalışmamız devam ediyor. Onun dışında yine Nida Grup'la birlikte çalışmaya başladığımız Nidapark Seyrantepe projemiz oldu. Merkez alanda 2 proje yapmayı hedeflemişken sayı 3’e çıkmış oldu.

Gönül ARDAL: Üçüncü hedefimiz her ay en az bir haberle basında yer almaktı. Yazılı basında 17 kez haber olduk, bunun yanında internet üzerinde birçok haberimiz çıktı. Asistanımız Esra'ya bu konuda desteklerinden ötürü çok teşekkür ediyoruz. Dolayısıyla firma bilinirliğini arttırma amaçlı koyduğumuz hedeflerin hepsine fazlasıyla ulaşmış olduk. Bir hedefimiz daha vardı ki o geçen sene bize çok uzak görünüyordu. Daha önce hiç bir yarışmaya katılmamıştık. En az bir yarışmaya katılmayı ve ödül almayı hedeflemiştik. Katıldığımız tek yarışmada hem Türkiye hem de Avrupa birinciliği aldık. Bu da yine gerçekleşen hedeflerimiz arasında bizi çok mutlu eden bir olaydı.

● Ödülünüz için tekrar tebrikler. Gerçekleşen hedeflerde yeni hedef hep öncekinin üzerinde olur. 2014 için ödül hedefiniz ne oldu?

Yelin EVCEN: Bu sene için 4 farklı projeyle 4 yarışmaya katılıyoruz. Hedeflerimizi minimum 2 ödül şeklinde koyduk. İnşallah onları da kazanırız. Bu hedefleri tabii ki hep birlikte koyduk ve oluşturduk, bu şekilde bir arada toplanmışken hedeflerimizin gerçekleşmesinde ekip arkadaşlarımızın bizlere verdiği destekten dolayı çok teşekkür ediyoruz. Bu hepimizin, ekibimizin birlikte başarısı. Onların varlığı, katkısı bizim için çok önemli.

Gönül ARDAL: Bizim için Gönye her zaman ön planda. Gönül ve Yelin olarak ön plana çıkma gereği duymadık. Gönye'yi bir bütün ve bir ekip olarak düşünüyoruz. Dolayısıyla asıl hedefimiz tabii ki kendimizi de bu gelişimin içinde bir noktaya getirirken Gönye'yi yükseltmek.

Yelin EVCEN: Bundan sonra da ödüllerimiz olursa bunu daha iyi değerlendirebiliriz diye düşünüyorum. İlk ödülümüzde pazarlama çalışmalarımız daha başındaydı, belki çok iyi değerlendirememiş olabiliriz o fırsatı, yurt içi basınında çok haberimiz çıktı ama yurt dışı basınıyla çok iletişimiz olmadı ama bu sene de ödül aldığımız takdirde yurt dışına da yönelik bir tanıtım planlıyoruz.

Gönül ARDAL: Yarışma için mevcut projelerimizden birini seçmiştik. Bu sene daha bilinçli hareket ediyoruz. Mesela şu anda elimizde olan bir projeye başlarken bu projeyi yarışmaya yollayacağız dedik ve baştan her şeyi ona göre belirledik. Daha önce o amaçla yapmadığımız bir projeyle katılmış ve ödülü almıştık, şimdi başından itibaren direk hedefe yönelik çalışacağız.

● Ekip, ekip olmak ne ifade ediyor sizler için? Ekip içinde motivasyonu nasıl sağlıyorsunuz?
Handan TENGIZ ALBAYRAK: Mimarlık ya da iç mimarlık mesleğinde ekip olmak çok önemli ve bunu en gencimizden en büyüğümüze kadar hepimiz biliyoruz. İşi uygulayabilmek ve gerçekleşebildiğini görmek için tasarım, konsepti ortaya çıkarma ve sonrasında geliştirmek çok önemli. Hatta uygulama anında bile ilave müdahaleler gerekebilir. Dolayısıyla bu kararların altından tek başına kalkmak çok zor.Herkesin bu pastada katkısı, emeği var. Tabii bütün bu oluşum sürecinde ekip olarak birbirimize uyumlu olmamız, birbirimizden keyif almamız, pozitif elektrik almamız da çok önemli. Sadece mimarlık için değil bence her iş için anlaşamadığınız insanlarla ortaya bir şeyler koyabilmek çok zordur. Dolayısıyla bizim tatlı ve kıvamında güzel ilişkilerle çalışmamız çok daha iyi sonuçlara ulaşmamızı sağlıyor. Başarının en temel gereklerinden bir tanesi de bence bu.

Tabi ki hepimiz her gün gülümseyerek gelemiyoruz işimize. Zaman zaman özel hayatımızda da negatif durumlarımız olabiliyor. Ama önemli olan iş ortamında onları bir kenara bırakıp, nasıl ki eve giderken iş sorunlarımızı geride bırakıp eve girmeye çabalıyorsak işyerinde de aynısını yapmak. Dolayısıyla da ekibin birbirine güvenmesi, birbirine uyumlu hareket etmesi mimarlık için vazgeçilmez temel unsurlardan bir tanesi.

Neşfa DERELİ: Ben şöyle bir şey ekleyebilirim; ekip olarak bizim içimizde herkesin birbirinin başarısını desteklemesi ve yüceltmesi gibi bir durum söz konusu. Birbirini kıskanma, rekabet gibi bir durum yok ve herkes birbirine destek oluyor ki bu da Gönye için oldukça şanslı bir durum. Nasıl daha iyi olabilir noktasında herkes birbirine yardımcı oluyor.

Zeynep ÖZDER: Neşfa'nın söylemek istediği şey bizler için çok doğru. Amacımız Gönye'yi daha iyi bir yere getirebilmek olduğundan her zaman işi ön planda tutarak çalışıyoruz. Kendi içimizde bir ortak nokta yakalayıp dışarıya o şekilde cevaplar verdiğimiz için herkes bizi tek bir birey olarak algılayabiliyor aslında. Bence en önemli gücümüz bu.

Gönül ARDAL: Ekibimiz daha küçük iken herkes her işi yapabiliyordu. Zaman içinde ekibimizdeki arkadaşlarımızın yetenek ve becerilerini keşfederek herkesin kendi konusunda uzmanlaşmasını sağlamaya çalıştık. Ekibimizdeki arkadaşlarımızın farklı alanlarda sahip oldukları başarıları da bizim şansımız oldu. Zaman içinde de herkes mutlu olduğu ve en çok sevdiği işi yapmaya başladı. Bu da iş verimimizi arttırdı. Herkes zaman içinde başarılı olduğu alanlarda daha da uzmanlaştı. Çok şanslıyız ki bunu oluşturabildiğimiz bir ekiple çalışıyoruz. Bu sayede, ekip içinde değişiklik yapmak zorunda kalmadık. Ekibimize yeni katılan arkadaşlarımız da zaman içerisinde bize yeteneklerini gösterecekler ve başarılı olacakları alanlara göre kendilerini yönlendireceğiz.

Handan TENGIZ ALBAYRAK: Motivasyon unsuru aslında çok konuşulan bir konu tüm dünyada. Ancak tanımlanması da çok zor. Bireysel motivasyonumuzun yükselmesi için birlikte çalışmak, ekip olmak, konuları, olayları ve durumları birlikte tespit etmek, birlikte çözmek bugün bizim motivasyon kaynaklarımızdan en önemlisi. Ben Gönye'de bunu artık yapabildiğimizi görüyorum. Haftalık toplantılar ve toplantılarda her konunun konuşulması, her arkadaşımızın sonsuz söz hakkının olması ve sevdikleri alanlarda üretiyor olmaları farkında olmadan daha derinlerden motivasyonu hareket ettiren bir şey aslında. Motivasyon çünkü görünür şeylerle artmıyor.

Yelin EVCEN: En çok motivasyona ihtiyacı olanlar belki de biz oluyoruz bazen. Biz de onlarla birlikte bir şeyler yaptığımızda, birlikte vakit geçirdiğimizde bizim de motivasyonumuz yükselmiş oluyor. Dolayısıyla biz belki de o yüzden arkadaşlarımızın motivasyonundan oldukça memnunuz. Çünkü kendimizi de içine katarak bu projeleri yapıyoruz.

Gönül ARDAL: Bahçesi olan keyifli bir ofisimiz var. Biz kutlamalardan ekip olarak çok hoşlanıyoruz. Bu anlamda tüm fırsatları değerlendiriyoruz. Örneğin doğum günleri bizim için çok önemli. Ofis dışında da toplanmaya gayret ediyor ve yemekler düzenliyoruz.

● Ekibinizi daha ileriye taşıma amacıyla aldığınız iletişim danışmanlığından bahseder misiniz? Neden böyle bir danışmanlığa ihtiyaç duydunuz?

Yelin EVCEN: Biz 2010 yılında kurduk Gönye Tasarım’ı. Bir hazırlık, altyapı olmadan bir anda önümüze gelen işler sonucu hem sayımız, hem işimiz arttı. Yeni işlerimize referans olması açısından tüm projelerimize titiz ve özenli yaklaşıyoruz. Bir yandan iş yoğunluğu diğer yandan personel sayımızın artışı, şirketi büyütmemiz ve daha programlı hale getirmemiz gerektiği noktasına taşıdı bizi. Böylece “iletişim danışmanlığı” desteği almaya başladık. Haziran 2013’de kurumsallaşma üzerine çalışmalarımız başladı. Altyapımızı daha iyi şekillendirmek ve aynı zamanda daha spesifik bir alanda devam etmek için adımlar attık. Yaptığımız birçok işi bir kenara bırakıp - örneğin uygulama gibi ki bizim için önemli bir iş kalemiydi- tamamen proje firması olmaya karar verdik. Ağırlıklı olarak da konut projelerinde çalışmayı tercih ettik. Satış ofisi ve örnek daireler bizim ana iş alanımız gibi görünse de projelerin lobileri, kat koridorları, sosyal tesisleri ve havuzları kapsayan tüm ortak alanların da tasarımlarını yapıyoruz.


Yelin EVCEN: Evet aynen öyle. Şu anda ilk mimari avan projeler hazırlandığı zaman, dairelerin yerleşim çözümleri için bize geliyor. Projelerin mimari grubuyla birlikte hareket ediyoruz. İnşaat firmalarının, mimari grupla iç mimari grup arasında koordinasyonu msağlayan bir ekibi oluyor–statik, mekanik, elektrik gruplarında olduğu gibi- ve iletişimi sağlıyor. Biz projelerimizi onlara gönderiyoruz kendileri mimari projeye adapte ediyorlar. Aslında bu oldukça uzun bir süreç, projenin konseptte uygulama projesine kadar tamamlanma süresi 1-2 seneyi bulabiliyor. Sizlerin gördüğü kısım ise; kısa sürede bitmiş dekore edilmiş örnek daire ve satış ofisi oluyor.

Gönül ARDAL: Örnek daire yapılırken uygulama kısmında birçok sorunla karşılaşılabiliyor. Uygulama sürecinde yaşanan problemler nedeniyle projenin en başından dahil oluyoruz. Örneğin; pervaz genişliği detayına kadar girerek projeyi detaylandırıyoruz. Hatta yeni bir projemizde şöyle bir çalışma yaptık; iç mimari yerleşim planlarını çalışıp mimari gruba teslim ettik. Mimari, mekanik, statik çalışmalar iç mimari çalışmalar sonrasında geliştirildi.

Yelin EVCEN: Projenin başında bize gelirlerse daha uzun bir zaman kalıyor. Fakat genelde satın almalar hep sona bırakıldığı için projeler teslim edilse bile özel üretim malzemelere çok fazla zaman kalmıyor ve stoklu ürünler ve hızlı teslimatlara gidilmek zorunda kalınıyor. Ama tabii projenin özelliğine göre de değişiyor. Zamanın ve bütçenin daha rahat olduğu projelerde daha özel malzemelerle çalışabiliyorsunuz. 10 yıl önce, örnek daire dekorasyonu dışında konut projelerinin ortak alanlarının tasarımı, özel tasarımlara girilmeden bir mahal listesi ile mimari grupların paket olarak yaptığı bir işti. Şu anda bir çok projede, iç mimari projelendirmenin farkı ve önemi bilinerek iç mimari gruplarla çalışılıyor.

Yelin EVCEN: Evet aynen öyle. Şu anda ilk mimari avan projeler hazırlandığı zaman, dairelerin yerleşim çözümleri için bize geliyor. Projelerin mimari grubuyla birlikte hareket ediyoruz. İnşaat firmalarının, mimari grupla iç mimari grup arasında koordinasyonu sağlayan bir ekibi oluyor–statik, mekanik, elektrik gruplarında olduğu gibi- ve iletişimi sağlıyor. Biz projelerimizi onlara gönderiyoruz kendileri mimari projeye adapte ediyorlar. Aslında bu oldukça uzun bir süreç, projenin konseptte uygulama projesine kadar tamamlanma süresi 1-2 seneyi bulabiliyor. Sizlerin gördüğü kısım ise; kısa sürede bitmiş dekore edilmiş örnek daire ve satış ofisi oluyor.

Gönül ARDAL: Örnek daire yapılırken uygulama kısmında birçok sorunla karşılaşılabiliyor. Uygulama sürecinde yaşanan problemler nedeniyle projenin en başından dahil oluyoruz. Örneğin; pervaz genişliği detayına kadar girerek projeyi detaylandırıyoruz. Hatta yeni  bir projemizde şöyle bir çalışma yaptık; iç mimari yerleşim planlarını çalışıp mimari gruba teslim ettik. Mimari, mekanik, statik çalışmalar iç mimari çalışmalar sonrasında geliştirildi.

Yelin EVCEN: Projenin başında bize gelirlerse daha uzun bir zaman kalıyor. Fakat genelde satın almalar hep sona bırakıldığı için projeler teslim edilse bile özel üretim malzemelere çok fazla zaman kalmıyor ve stoklu ürünler ve hızlı teslimatlara gidilmek zorunda kalınıyor. Ama tabii projenin özelliğine göre de değişiyor. Zamanın ve bütçenin daha rahat olduğu projelerde daha özel malzemelerle çalışabiliyorsunuz. 10 yıl önce, örnek daire dekorasyonu dışında konut projelerinin ortak alanlarının tasarımı, özel tasarımlara girilmeden bir mahal listesi ile mimari grupların paket olarak yaptığı bir işti. Şu anda bir çok projede, iç mimari projelendirmenin farkı ve önemi bilinerek iç mimari gruplarla çalışılıyor.

● Bu çalışma şekli mimariyi çalışan ekibe nasıl katkı sağlıyor?

Gönül ARDAL: Günümüzde sadece mimarlık değil tüm meslek dallarında, alanında uzmanlaşmanın önemi söz konusu. Mimarlar, binanın genelindeki bir çok konuyu düşünmek ve çalışmak zorunda oldukları için iç mimariye gerekli zamanı ayırmıyorlar. Bu sebeple iç mimari sona bırakılan bir kısım oluyor ve kapsamlı bir proje çıkarabilmeleri için çok az zaman kalıyor. Onlar mimariyi çalışırken biz de aynı süreçte iç mimariyi çalışmış oluyoruz ve ortaya daha iyi bir sonuç çıkıyor. Ayrıca iç mimari tasarım ve malzemeler konusuna da bir iç mimari grup kadar hakim olabilen çok az mimar var.

Yelin EVCEN: Normalde iç mimari projeler restoran, kulüp, otel gibi tasarımıyla fark yaratmak istenen mekânlarda düşünülüyordu ama konut projelerinde iç mimariye gerek görülmüyordu. Bu sebeple standart asma tavan, seramik seçimi ve hazır dolaplarla mimarın basit yoldan çözebileceği bir konuydu. Biz bu konuda farklılaşmayı tercih ettik ve bu da sayısı ile beraber rekabeti de artan lüks toplu konut projelerinde iç mimariye daha fazla ihtiyaç duyulmasını sağladı. Hâlâ böyle düşünen firmalar olabilir ancak iç mimari grubu olan projelerle olmayanları kıyasladıkları zaman farklı düşünmeye başlayacaklardır; bir kültür altyapısıyla gelişmiş ülkelerde bu zaten böyle. Ama şu konuda önemli bir nokta var: Mimariden bağımsız apayrı bir iç mimari yaparsanız, büyük bir uyumsuzluk olur. Yine de konutların içi tamamen kişisel alanınızdır. Çok klasik bir binada oturup içeride çok modern bir yaşam alanı oluşturmak kişisel bir tercihtir ama o binanın ortak alanlarının dışarıyla uyum içinde olması doğru olanıdır.

Aynı şekilde aslında şehircilikle mimarinin de uyum içinde olması doğrudur. Taksim bölgesinde yaptığınız bir binanın Taksim'in ruhuna uyması gerektiği gibi o binanın içinin de binanın ruhuna uyması gerekiyor, bunların hepsi bir bütün.

● Projelerde mimarlarla, başka ekiplerle ortak çalışırken verimlilik nasıl sağlanıyor?

Yelin EVCEN: Yaptığımız iş gereği birçok mimarlık firmasıyla ortak çalışıyoruz. Arada hep bir yatırım ya da inşaat firması oluyor ve onların koordinasyonunda, mimarlık firmalarıyla çoğu zaman karşılaşmadan çalışıyoruz. İki ekip de birbirlerinin varlığını kabul edip birlikte bir iş çıkarmaya doğru hedef belirlediği zaman çok daha güzel projeler çıkacaktır ama şimdilik inşaat firmasının koordinasyonunda tamamen farklı ekipler olarak; mimari, statik, elektrik, mekanik, peyzaj ve iç mimari olarak çalışıyoruz ve çoğunlukla bir araya gelmiyoruz. Bir araya geldiğimiz projeler de oluyor elbette. Bazı projelerde binaların mimari planları oluşturulurken iç mimarinin yorumlarıyla devam edildi ve ekiplerle iç içe çalıştık. Tabii ki bu çok daha başarılı, hataya daha az yer veren ve daha verimli bir proje oldu.

Gönül ARDAL: Genellikle mimarlık firmalarıyla yapılan anlaşmalarda iş tanımları içinde iç mimari çalışmalar da oluyor. Bazen yatırımcının kararıyla iç mimari projeyi tamamen biz alıp yürütüyoruz. İşin başından itibaren iç mimarlık firması olarak projeye dahil olduğumuz durumlarda mimarlık firmasıyla daha koordinasyonlu çalışmalar yürütebiliyoruz. Bu anlamda projelerde karşılaştığımız ve birlikte çalıştığımız birkaç mimarlık firması var.

Zeynep ÖZDER: Yaptığımız işin doğası gereği mimarların da bizim de bir egomuz var. Yaptığımız işin minimum ölçüde müdahaleye uğramasını istiyoruz. Odağımızı projenin bütünde estetik ve işlevsel anlamda iyi olması olarak kabul edersek ve tüm gruplar birbirlerinin alanına saygı gösterirse mimari ekiple de bir uyum, bir ortak nokta yakalamış oluyoruz. Tasarım tamamlandıktan sonra projenin müdahaleye uğraması tabii ki istenmeyen bir şey ama tasarım aşaması devam ederken alınan kararlar bizi doğru yöne yöneltip mimari ekiple de ortak dili yakalamamızı sağlıyor.

Neşfa DERELİ: Egoları bir kenara bırakmak açısından, içmimarlardan çok mimarların yaklaşımları daha önemli. Özellikle eski mimarlık firmaları iç mimariyi kendileri yaparak bu günlere geldikleri için bu saatten sonra bu işi başka bir firmanın yapmasını çok istemiyor olabilirler fakat bunun da zaman içinde aşılacak bir konu olduğunu düşünüyorum. Çünkü piyasa koşullarında, bu hızda, bir ofisin iki konuya birden iyi bir şekilde adapte olabilmesi oldukça zor; olamadıklarını da görüyoruz. Biz mimarların yaptığı tasarıma saygı gösteriyoruz çünkü onun bir değeri olduğunun farkındayız. Onların da bizim tasarımlarımıza saygı duymalarını bekliyoruz.

Handan TENGIZ ALBAYRAK: Ben de mimarım, içmimarlığa Gönye'ye katıldığımdan beri birebir dahil oldum. Bence mimarlar da içmimarlar da kendi hareket alanlarının farkındalar. Ortaya güzel bir şey çıkması için uzlaşma yönünde hareket ediyorlar ve bence sorumluluğunu bilen tüm mimarlar da olaya bu şekilde yaklaşıyor. Müşterimiz dış kapının önündeki kaplamayı ne yapacağız diye sorduğunda “Biz kapının içindeyiz.” diyoruz. Çünkü o soruyu mimar cevaplamalı, mimar karar vermeli. Bu aslında mesleğe saygının gereği. Ben kapının dışındaki kaplamaya yorum getirmemeliyim ama tabii ki fikir alışverişleri ortaya güzel bir şeylerin çıkması adına verimli olabiliyor. Dış cephe hakkında son söz nasıl ki mimarlara aitse kapının içindeki malzeme de iç mimarların kontrolünde.

Gönül ARDAL: Gönye Tasarım olarak bizim en önemsediğimiz konulardan biri bu aslında. Çoğu zaman kapının dışındaki boya rengini ne yapalım gibi sorular gelebiliyor. Çalışma alanımız dışında olduğunda boyanın rengine dahi karışmıyoruz.

Yelin EVCEN: Çalıştığınız alanda renk kombinasyonu beğeniliyor örneğin ve dışarıdaki alanla ilgili renk yorumunuz soruluyor. Bütünü ve mimari tasarımın çıkış noktasını bilmiyorsanız orada yorum yapmanız çok tehlikeli bir durum. Yani mümkün olduğunca mimarın işine karışmamanız gerekiyor.

● Projenin tamamında iç mimariye ilişkin bütün detaylarına dokunduğunuzu söyleyebilir miyiz?

Yelin EVCEN: Aynen öyle. Odaların bölünmelerinden banyo nerede olacak, hangi oda neyle yan yana olacak, onların arasındaki ilişki nasıl olacak vs. daire tiplerinin çalışılması diyoruz biz buna. Örneğin şaft yerleri yerleşimi olumsuz etkiliyorsa mekanik ve mimari grupları uyarıp farklı çözümler üretilmesini öneriyoruz.

Gönül ARDAL: Bazı projelerde kaç tip daire planı varsa hepsinin yerleşim planlarını mimari çözümleri de göz önünde bulundurarak yeniden çalışıyoruz. Dairelerle birlikte ortak alanlar, kat koridorları, asansör holleri, lobiler, blok girişleri, sosyal tesislerin de tüm iç mimari tasarım ve projelendirmelerini yapıyoruz.

● Mimari ve iç mimarinin eş zamanlı çalışılması, statik-mekanik projelerde değişiklik yarattığı gibi mimaride de genel anlamda değişiklik oluşturuyor mu?

Yelin EVCEN: Genel olarak binanın tasarımı ve dış kabuğu mimarinin konusu. Biz bu tasarıma uyumlu hareket ediyoruz. Ancak bazı değişiklikler de olabiliyor. Örneğin; pencerelerin yerleri ya da genişliklerinden yola çıkarak cephe etkileniyor. Kullanışlı daireler ortaya çıkmadığını gösterdiğimizde mimari proje de bunları dikkate alarak revize edilebiliyor.

● Daha kullanışlı hale getirmek açısından malzeme seçimlerinde veya uygulamalarında klasik yaklaşımların dışına çıkan önerileriniz oluyor mu?

Gönül ARDAL: Malzeme seçimlerini biz yapıyoruz ama esnek davranamadığımız konular da var açıkçası. Çünkü alıştıkları, belli bir kalite standardında ve bütçeleri zorlamayan ürünler öncelikli tercihler arasında. Biraz bütçeli bir projeyse alüminyum panel radyatör, bütçesi yeterli değilse direkt dökümlü panel radyatör tercihi gibi. Yatırımcının hedeflediği sonuca ve projenin bütçesine göre şekilleniyor.

Yelin EVCEN: Alışkanlıkların değişmesi için ciddi çaba gösteriyoruz. Mümkün olduğunca kullanışlı, satışı kolaylaştıracak ve estetik seçenekler sunuyor ve konsept projeyi kabul ettirmeye çalışıyoruz.

● Konut projelerinde kullanılan malzeme ve detaylar açısından iç mimari standardı yükseliyor mu?

Yelin EVCEN: Kesinlikle. Konut projelerinin sayısı arttıkça tedarikçi firma sayısı da artıyor. Satış gerçekleştikçe malzemede rekabet ortaya çıkıyor. Piyasaya girebilmek için de fiyatlarda ciddi indirimler yapıyorlar. Çok adetli projeler söz konusu olduğundan çok kaliteli ve yüksek bütçeli ürünleri bu sayede o projelerde kullanmak mümkün oluyor. Kullanıcıların kendi olanakları ile yapabileceklerinin bütçesinden çok daha uygun bütçelerle standart yükseliyor. Projeler arası rekabetin de bu değişimde payı var. Özellikle aynı bölgede daha önce bir proje yapılmışsa diğer yatırımcılar her zaman var olandan daha iyisini yapmak istiyorlar. Satış kolaylığı sağlamak

açısından bir nebze daha üzerine çıkılması mutlaka talep ediliyor. Belki de bu yüzden bizim benzer bölgelerde çok işimiz oluyor. Bir bölgede çalıştığımız zaman oradaki standardı yükseltmiş oluyoruz. Mesela Beylikdüzü’nde bir proje yaptıktan sonra aynı bölgede diğer projelerde çalıştık. Yatırımcılar standart durumun altına düşmek istemediler. Her yeni proje bir öncekinden daha güzel oluyor. Aynı şekilde Güneşli bölgesinde bir iki proje yaptık ardından neredeyse bölgedeki projelerin yarısından fazlasında çalıştık diyebilirim.

● Malzeme seçerken ne tip öncelikler koydunuz kendinize ya da özellikle dikkat ettiğiniz noktalar neler? Sürdürülebilir malzemelere yatırımcı yaklaşımı nasıl?

Yelin EVCEN: İç mimarlık alanında malzeme seçimleri çok geniş ancak çalışmalarımız ağırlıklı konut projeleri olduğu için aslında dar bir alanda çalışıyoruz. Çünkü belirli bir hedef kitleye hitap etmek, yatırımcıyı düşünerek maliyet hesabını iyi yapmak, ürünlerin kısa zamanda temin edilebilir veya üretilebilir olması, uzun seneler kullanılabilir olması ve modasının çabucak geçmemesi gibi önemli kriterlerimiz var. İç mimaride konut projesi, mağaza-restoran projesi gibi çok hızlı çıkmıyor, tasarımı şimdi yapıyorsunuz iki sene sonra bitiyor örneğin. Dolayısıyla iki sene sonra baktığınızda demode olmaması gerekiyor. Bunlar bizim için çok önemli kriterler.

Maliyet olarak butik projeler hariç yerli markalardan seçim yapılması gerekiyor. Orada da o kadar bireysel ürünler çıkmış oluyor ki, az önce bahsettiğim kriterlere uygun bir çalışma için elinizde 3-4 model kalıyor. Biz bu 3-4 çalışma içinden nasıl farklı bir tasarım yapabiliriz diye uğraşıyoruz. Bu aşamada hem bizler hem de ekipteki diğer arkadaşlar sürekli tedarikçi firmalarla irtibat halinde oluyoruz.

Gönül ARDAL: Kısıtlı bütçeler içinde seçim yapmak zor olduğundan farklı malzeme ve doku kombinasyonlarıyla birlikte çalışma yapıyoruz. Örneğin düz beyaz bir seramikle, metal ya da cam bir bordür ve duvar kağıdını birlikte kombine ettiğinizde maliyet olarak uygun ama çok güzel tasarımlar çıkabiliyor.

Yelin EVCEN: Duvar kağıdı yeni bir malzeme değil tabii ki. Özellikle özel konut projelerinde, villalarda, uzun yıllar kullanıldı ama toplu konut projelerinde yatırımcılar için çok revaçta bir malzeme değildi. Biz hâlâ bu sene duvar kağıdına pek sıcak bakmayan inşaat firmalarıyla çalışıyoruz örneğin. Dolayısıyla 1000 adetlik konut projesinin içine duvar kağıdı gibi bir malzemeyi sokabilmek bizim açımızdan oldukça zorlu bir süreçti. Kıstasların ne kadar sıkı olduğunu bu örnekle anlatabiliriz mesela. Bu konuda çok mücadele veriyoruz aslında. Görsel zenginliğin dışında yatırımcıya uygulama alanında da çok büyük kolaylık sağlıyor. Yeşil bina sertifikalı projelerin bir danışmanları oluyor ve o sertifikaların hangisini almak istediklerini baştan planlıyorlar ve malzemeler konusunda bizi yönlendiriyorlar; armatür seçimlerinizi şu aralıktan yapabilirsiniz, seramik seçimlerinizi şu aralıktan gibi. Tabi daha sınırlı bir aralığımız oluyor. Şu ana kadar çalıştığımız LEED sertifikalı projelerde danışman tarafından belirlenen spesifikasyon içinden seçimlerimizi yaptık.


Özellikle aydınlatma seçimlerinde enerji tasarruflu ürünler kullanmaya özen gösteriyor, gün ışığını daha fazla almaya dikkat ediyoruz. Sertifika niyeti olmayan bir yatırımcı firma o modelin daha ucuzu varken yüksek maliyetler ödemeyi tercih etmiyor. Tedarikçi firmalar da buna dikkate alarak alternatif ürünler üretiyorlar sürekli.

● Aslında iki ayrı konu var burada. Bir tarafta projeyi çizmek, diğer tarafta projeyi almak var. Hangisi daha ön planda? Bir görev dağılımı var mı aranızda?

Yelin EVCEN: Bir firmada çalışmakla bir firma sahibi olmak arasındaki farkı sormuştunuz az önce; aslında en büyük fark bu: Projeyi yapmak için önce o projeyi almanız gerekiyor. O projenin içeride en iyi şekilde yapılmasını sağlamanız; kendi gözünüzle, kaleminizle projenin içine bir şeyler katmanız gerekiyor. Teslim edebilmeniz için çok iyi kontrolünü yapmanız gerekiyor. Sonrasında yaptığınız projeyi çok iyi duyurmak, tanıtmak, yarışmalara katılıp ödüller almak ve nihayetinde yine pazarlama faaliyetlerini en iyi şekilde yapmak gerekiyor. Bunların hepsi bizim iş kalemlerimiz. Bunlarla ilgili Gönül'le aramızda yaptığımız bir iş bölümü var. Şirket içindeki işlerimizi de paylaştık, iki ortak olmanın avantajlarını bu şekilde yaşıyoruz. Bizim amacımız, ofis içine gelen işlerin tamamen ekibimiz tarafından yürütülmesini sağlayarak marka değerimizi yükseltme konusuna vakit ayırmak olacak. 2014 yılında bireysel hedeflerimiz arasında, ofis dışında daha çok olmak var. Şirket hedefleri kadar kendi adımıza bireysel hedefler de koyduk, ekibimizdeki her arkadaşımızın da bireysel hedefleri olacak, bunların da planlama aşamasındayız. Kendi hedeflerimizi gerçekleştirerek Gönye'nin hedeflerine de ulaşmış olacağımızı düşünüyoruz.


● 2014 hedefleriniz neler?

Yelin EVCEN: Biz bu sektörde uzmanlaşmak üzere yola çıktık ve yaptığımız bazı işleri kenara bıraktık. Kişisel işler yapmıyoruz. Kişisel konut projeleri ve uygulama yapmıyoruz. Tamamen toplu konut ve ofis projeleri konusunu iş alanımız olarak kabul ediyoruz; toplu konut ve ofis projeleri alanında en iyisi olmayı hedefliyoruz. Bu hedefleri gerçekleştirebilmek için birbirini destekleyen, verimli çalışan, iletişimi daha şeffaf ve gelişmiş bir ekip olmayı planlıyoruz. Türkiye ile kalmayıp yakın coğrafyamızı da içine alan bir çalışma alanı hedefliyoruz. Şehir dışı projelerimiz kadar yurt dışı projelerini de hedefliyoruz; bu Avrupa olabilir, Dubai olabilir. Yakın çevrede Türk inşaat şirketlerinin iş yaptığı bölgelerden birine bir projeyle girmek istiyoruz.

● Daha uzun vadeli hedefleriniz var mı? Hamza DEMİR: Takip ettiğimiz yolda sadece hislerimizle değil belli metotlar çerçevesinde ilerliyıruz. Bu da ulaşmak istediğimiz noktalara çok çabuk varmamızı sağlıyor. Avrupa’da ya da yakın coğrafyada yeni projelere imza atmak hem Gönye için hem de kişisel hedefim açısından 5 yıllık hedef olarak verilebilir. Belki çok iyi yerlere gelmemiz 5 yıl sürmez.

Gönül ARDAL: Hali hazırda rezidans projelerini yapıyoruz. Daha iyilerini, daha fazlasını, daha farklı bölgelerde yapmak istiyoruz tabii ki ama konu olarak yine yakın ama aslında bir o kadar da farklı karma projelerde yer almak da hedeflerimiz arasında. Bunun içinde de AVM, Otel ve ofis binaları var. Ofis ve konut projelerini yapıyoruz, henüz Otel ve AVM yapmadık. Gelecek dönemde özellikle otel projeleri iç mimarisini de iş kapsamımıza almak için çalışacağız. ■

Yasemin SUNGUR: Artık başarılı firmaların insan kaynaklarında sınırlar esnedi. Yani şirketler puzzle gibi birbirine geçen insanlardan oluşsun istiyoruz. 10 yıl önce şirketleri anlatırken kutular içine sıkıştırılmış insan profilleri olarak tanımlayabiliyorduk; bugün artık puzzle’lar konuşuluyor. Bu nedenle ekibimizin yeteneklerini öne çıkarmak, ekibimizin kendi gelişim alanını öne çıkarmak, o alanda kendilerini geliştirmek için kendilerini çalıştırıyor olmak gibi bakış açılarım var benim. Bu senemiz aslında Gönye’nin sektörde, Türkiye’de yerini sağlamlaştıracağı bir yıl olacak. Bunu da çok çalışmak, iyi çalışmak, sistemi iyi sürdürmek, zamanı iyi kullanmak sağlayacak. Ben şirketlerdeki en büyük başarının şeffaf iletişim olduğuna inanan danışmanlardanım. Sistemden önce şeffaf iletişim geliyor. Çünkü şirketlerde sistemin başarılı olmasını sağlayan şey şeffaf iletişim. Çalıştığım büyük/küçük ölçekli tüm şirketlerde bu kurguyla çok güzel işler çıkarttık. Bir danışman olarak bu gelişmeyi görmek benim için çok keyifli. Katılımınız ve sorularınızla bize yapmış olduğunuz katkıdan ötürü teşekkür ediyoruz.

KONSEPT PROJELER®’den: Gönye Tasarım’ın 2013 değerlendirmesi ve 2014 planlarını yaptığı toplantının bir bölümüne konuk olduk. Farkındalığı ve hedefleri yüksek, dinamik ve girişimci bir ekip olarak çalışmalarının devamını diliyoruz.